|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
Merhaba Fazilet
YENİ TABELALAR ASILDI
Artık yeni bir dönem başlamıştı Refahlılar için. "Yeni" partinin adresi belliydi. Gerek Erbakan'ın, gerek diğer kurmayların gösterdiği adres, Fazilet'e çıkıyordu. Kurmaylar, en az hasarla süreci tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla, yeniden işe koyuldu. İlk mesajlar Genel Başkan İsmail Alptekin aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. Bu mesajlar "değiştik" yönündeydi. FP geçmişteki imajından kurtulmak için çabalıyordu. "Yeni" bir parti olmalarına rağmen, huzursuzluklar da başgöstermeye başlamıştı. Bazı kurmaylar ve partinin önde gelen isimleri, Necmettin Erbakan'la yolları ayırmanın gerektiğini yüksek sesle dile getirmeye başlamıştı. Çünkü, Erbakan'ın partiye zarar verdiği ve kişisel hırsları yüzünden partileri kapatma noktasına getirdiği öne sürülüyordu.
Gelenek bozuluyor, Hoca'ya karşı sesler çıkıyordu. Tabii bu tartışmaları "yakından" izleyen bir kişi daha vardı. Ne parti üyesiydi, ne de bir araştırmacı… Bu kişi Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel'di. Yüksel, FP'yi takibe aldı ve Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'a "suç duyurusu"nda bulundu.
YAKIN TAKİP SÜRÜYOR
Savaş hızlı hareket ederek 7 Mayıs 1997'de Anayasa Mahkemesi'ne kapatma davası açtı. Basına yaptığı açıklamada ise, "Anayasa ve yasalar neyi gerektiyorsa onu yapacağım" diyordu. Dava dilekçesinde ise yine bu geleneğin hiç de yabancı olmadığı ifadeler vardı: " FP Anayasa'nın 68 ve 69. maddelerini ihlal ederek, laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmiştir. FP kapatılan Refah Partisi'nin devamıdır…" Savaş, açtığı davaya gerekçe olarak ise 18 Nisan seçimlerinin ardından Meclis Genel Kurulu'nda İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı'nın meclise türbanla girmesini gösteriyor, bu girişimin kapatılan RP'nin siyasi yasaklı lideri Necmettin Erbakan tarafından yönlendirildiğini savunuyordu.Yine dava dilekçesinde Erbakan'ın "partinin gelenekçi kanadıyla sürdürdüğü dirsek teması" gerekçelerden biri olarak dosyadaki yerini alıyordu.
DGM Savcısı Yüksel'in Savaş'a sunduğu iddialar bununla da bitmiyordu. Erbakan'ın, siyasi yasağını kaldırtmak için, FP'ye küskün milletvekilleriyle işbirliği gerçekleştirdiği, TBMM'yi açtırması için kulis yaptığı kamuoyuna açıklanıyordu. Yine dava dilekçesinde Erbakan ve Kavakçı'ya yönelik suçlamalar yer alıyordu. FP yöneticilerinden Kutan'ın "Seçimlerde türbanlı adayımız yok" açıklamasına rağmen, Erbakan'ın Kavakçı'yı listeye son anda soktuğu ve mecliste yaşanan türban gerginliğinin sorumlusu olduğu öne sürülüyordu.
ERBAKAN'IN EVİ DE "ODAK"
Yine, Ankara Balgat'ta bulunan Erbakan'ın evine FP'lilerin gidip gelmesi gerekçeler arasındaki yerini alıyordu. Başsavcı'nın iddiaları bitmek bilmiyor, onlarca iddia ard arda sıralanıyordu. Bunlardan biri de DGM'nin ek delil olarak Başsavcılığa gönderdiği FP Aksaray Belediye Başkanı Ahmet Er ile, Konya-Kulu Tuzyaka İlçesi Belediye Başkanı Kazım Settemir'in zikir yaparken çekilmiş fotoğraflarıydı. Başsavcı bu fotoğrafların "tarikat" bağlantısı olarak yorumlanabileceğini, hatta bunun kanıtı olduğunu ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılması amacıyla FP lideri Kutan'ın yaptığı konuşma ve okuduğu şiir de kapatma için açılan dava dilekçesinde yer aldı. SPY'ye göre genel başkanların konuşmasının partiyi bağladığını söyleyen Savaş, bir "gerekçe" daha göstermiş oluyordu. Başsavcı, FP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayının tespiti için Kutan, Erbakan ve Erdoğan'ın Ankara Balgat'ta toplantı yaptığını ve bu toplantının kaydının bulunduğu kasedin "delil" olduğunu belirtiyordu. Dava dilekçesinde yer alan bir diğer ek ise, TCK'nın 146. maddesinden Savcı Nuh Mete Yüksel'in bazı FP'lilere açtığı "Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsten açtığı dört idam talepli" Milli Görüş davasının iddianamesiydi. Bir anda neye uğradığını şaşıran FP'liler, savunma hazırlıklarına girişti. Davayla birlikte parti içindeki huzursuzluk da gün yüzüne çıkmaya başladı.
Başsavcı Savaş yine argümanını güçlü kılabilmek amacıyla Anayasa'dan örnekler veriyor, Siyasi Partiler Yasası'nın, kapatılan partilerin yöneticilerinin bir başka partinin yöneticisi, denetçisi olamayacaklarını düzenleyen 95 ve parti kapatmayı düzenleyen 101. maddelerini gerekçe gösteriyordu. Dilekçede kapatılan RP'nin milletvekillerinin gruplar halinde Fazilet'e geçmeleri de partinin Refah'ın devamı olduğu yönündeki iddiadalarda "kanıt" olarak bulunuyordu.
|
 |
|
|
 |
|
 |
|