|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
Abdullah Gül
'Gül İmamzadeler'in torunu Abdullah'ın Kayseri'de başlayan ve Türkiye'nin bir numaralı makamı olan Çankaya Köşkü'ne uzanan hayat yolculuğunda 'tesadüfler'in önemli rol oynadığı görülüyor.
Cumhuriyet Bayramı'nda doğdu ve göbek adı 'Cumhur' oldu. Evlendiğinde balayına gitmek istiyordu ki, 12 Eylül askeri darbesi oldu, kendini cezaevinde buldu. Suudi Arabistan'da çalışırken oğlunun sünnet töreni için Kayseri'ye döndü, kendini milletvekili olarak TBMM'de gördü.
"Milli Görüşçü" olarak başladığı siyaset hayatı, Fazilet Partisi Genel Başkanlığı'nı Recai Kutan'a karşı kaybedince "Yenilikçi Hareket"e kaydı. Ak Parti'de Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra gelen isimdi, ancak Erdoğan'ın siyasi yasağı, 3 Kasım 2002 seçimleri sonrası Gül'ü kısa süre de olsa başbakan yaptı.
Başbakan Erdoğan, 2007 ilkbaharında 11.cumhurbaşkanı için "kardeşim" dediği Gül'ü aday gösterdi. Ancak muhalefetle uzlaşmaz tutumları, Anayasa Mahkemesi kararıyla hayal kırıklığına dönüştü. 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası ısrarla "adayım" dedi ve bunda da başarılı oldu.
Cumhuriyet karşıtı mı?
Gül, TBMM Başkanlığı'na cumhurbaşkanlığı adaylığı dilekçesini verdiğinde yaptığı ilk konuşmada, "kılavuzunun Anayasa olacağını ve laik cumhuriyete bağlı kalacağını" söyledi. Ancak eşi ve kızı türbanlı Gül'ün bu söylemi, başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere Atatürkçülüğe sıkı sıkıya bağlı kesimleri ikna etmedi. CHP, Gül'ü cumhurbaşkanı seçilmesi halinde 'boykot' edeceğini resmen duyurdu.
Gül, laik ve Atatürkçü çevrelerce neden 'boykot' ediliyor?
Bu çevreler, Gül'e, daha önceki sözleri ve icraatları nedeniyle güvenmiyor, "rejime ve Atatürk ilkelerine karşı olduğunu" savunuyor. Bu çevreler, Gül'ün 19 Aralık 1993'te Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri 3. İstişare Toplantısı'nda yaptığı şu konuşmayı örnek veriyor:
"Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik ilkesi halka zorla dayatıldı. Türkiye'de sistem bunalımı var. Ne mutlu Türküm diyene, sözü Türkiye'yi ilkelleştiriyor. Tutup her yere yaza yaza Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür.
(Türkiye'nin dört bir yanındaki Atatürk heykellerine atıfta bulunarak) Türkiye diktatörlükle yönetiliyor. Türkiye'nin bir Irak'a, bir Libya'ya benzeyen çok yanları var dedim. Neden? Aynı tek adam pozisyonu, bugün gidin Irak'ta da, Libya'da da, Suriye'de de tek insanın resimleri vardır. Her yerde tek insanın heykelleri vardır. Ama batıda kumandanların, sanatkarların, devlet adamlarının heykelleri vardır. İşte demokrasiyle idare edilen ülkelerde çok seslilik vardır. Ama biz bu halimizle işte bu demokratik ülkelere değil, aynı o beğenmediğimiz tam diktatörlükle idare edilen ülkelere benzeme vasfımızdan hala kurtulabilmiş değiliz."
Türkiye'yi şikayet etmişti
Laik ve Atatürkçü çevrelere göre, Gül, "Milli Görüş" gömleğini de çıkarmış değil. "Milli Görüş'ün ana hedefi olan 'islami esaslara dayalı bir rejim'e ulaşmak için her yolu deniyor." Hatta bu amaca ulaşmak için ailesini de bazen devreye sokuyor.
Bu iddiaya da şu örnek veriliyor:
Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, türbanlı olduğu için üniversiteye kayıt yaptıramayınca 2002 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Türkiye'yi şikayet etti. Dava açan bayan Gül, yaklaşık 100 bin Avro da tazminat istedi. Bu sırada aynı yöndeki başka davalar AİHM'de reddedildi.
Abdullah Gül Dışışleri Bakanlığı koltuğuna oturunca baktıki eşi davayı, kendisi de prestij kaybedecek, "davayı geri çektirdi."
Muhalif çevrelere göre, Türkiye'de yaşayanların büyük bölümü de Gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı. Gül, daha adaylığını açıklamadan önce kendi resmi web sitesi "www.abdullahgul.gen.tr"ye, aday olup olmamasıyla ilgili bir anket koydurdu. Ankete verilen yanıtların büyük bölümü adaylığa karşı olunca da anketi yayından kaldırttı.
Bu örneği verenler, AKP'nin uzlaşmayla değil dayatmayla Gül'ü cumhurbaşkanı seçtirmek istediğini, bu tutumun ileride Türkiye'de büyük gerginliklere neden olacağını öne sürüyor.
|
 |
|
|
 |
|
 |
|