|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
Hizbullah vahşeti
İslamcı terör örgütü olarak ortaya çıkan Hizbullah, 1979'daki İran İslam Devrimi'nin ardından Türkiye'de yerleşmeye başladı. İlk başta tüm Türkiye'de yayılmayı hedefleyen Hizbullah, zaman içinde Güneydoğu ağırlıklı bir örgüt haline geldi.
Hizbullah'ın ilk kurucuları büyük şehirlerde üniversite okuyan İslamcı militanlardı. Bunlar bölgeye dönüp, Batman, Diyarbakır gibi merkezlerde açtıkları kitabevleri etrafında örgütlenmeye başladı. Hedef kitle olarak yoksul ve işsiz gençleri seçtiler. Silah yoluyla "bağımsız İslami bir Kürt devleti" kurmak isteyen militanlar, buna rağmen uzun bir süre silahlı eylem yapmadılar.
Hizbullah, 1991 sonunda PKK'nın bu örgütü kendine engel görüp bazı yöneticilerine saldırmasıyla gündeme geldi. Hizbullah da PKK eylemlerine misilleme yaptı. Güneydoğu, uzun bir süre PKK - Hizbullah çatışmasına sahne oldu.
Büyük darbe
Yaptığı silahlı eylemlerle kamuoyunun gündemine gelmeye başlayan Hizbullah örgütüne yönelik en büyük darbe, İstanbul polisi tarafından 17 Ocak 2000'de indirildi. Esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan, tarikatlara yakın işadamlarını bulmak amacıyla geniş çaplı bir araştırma başlatıldı.
Polis, aralarında Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım'ın da bulunduğu işadamlarının kaçırılmadan önce cep telefonlarıyla yaptıkları görüşme ve mesajları inceledi. Bu isimlerden oto galerisi sahibi Mehmet Şehit Avcı'ya ait kredi kartından Anadolu yakasında yaklaşık 1.5 milyar liralık harcama yapıldığı belirlendi ve Kanlıca Kaptanlar Mahallesi Mühendis Çıkmazı Sokak'taki bir eve baskın düzenlendi.
Polisin örgüt üyeleriyle girdiği ve televizyonlar tarafından naklen yayınlanan 4.5 saatlik operasyon sonucunda evde bulunan Hizbullah örgütü lideri Hüseyin Velioğlu ölü, örgütün Marmara ve Ege sorumlusu Edip Gümüş ve askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar sağ olarak ele geçirildi.
Evde yapılan aramada, üç kalaşnikof silah ve mermileri, G - 3 mermileri, iki adet 9 milimetre çapında tabanca ve mermileri, bir MP - 5 otomatik tabanca, TNT kalıpları, örgüt yayınları, cep telefonları, bilgisayarlar ve disketleri ele geçirildi.
Mezar evler
Bunların arasında İslamcı yazar Konca Kuriş ve Malki cinayeti davası sanığı Mehmet Sümbül'ün sorgulandığı video kasetler, kayıp 11 işadamının da aralarında bulunduğu yüz kişilik "kaçırılacak insan listesi" de bulundu.
Beykoz'daki Hizbullah villasının eski sahibi Mehmet Altan, evi yılbaşından beş gün önce kendisini "Mustafa Demir" diye tanıtan bir kişiye 211 milyar lira karşılığında sattığını söyledi.
Operasyondan iki gün sonra Edip Gümüş'ün ifadesi doğrultusunda Üsküdar Hasippaşa Caddesi 2. Çıkmaz Sokak 26 numaraya yapılan operasyonla da Hizbullah'ın, eşi görülmemiş bir toplu mezar vahşetine giriştiği ortaya çıktı.
Evin kazılan her köşesinden toprağa gömülmüş cesetler çıktı. Elleri ve ayakları bağlı olan ve cenin pozisyonunda gömülen on cesetten bazılarının kafatasında beton çivisi bulunduğu, kol ve bacaklarının kırıldığı ve kesildiği, maktullerin işkenceye maruz kaldıkları belirlendi.
Esrarengiz aile
"Mezar ev"in dört ay önce İETT emeklisi Ziyaettin Yer'den, kendilerini depremzede olarak tanıtan iki çocuklu bir karıkocanın kiraladığı tespit edildi. Mahalle sakinleri, esrarengiz komşularıyla ilgili şu bilgileri verdiler:
"Adamlar 25 - 26 yaşlarındaydı. Kadın sürekli çarşaf giyiyor, gözlerine kadar kapanıyordu. Gece yarısı bir kez siyah poşet ve beyaz çuvallar içinde eve bir şeyler getirdiklerini gördük. Gece geç saatlerde evlerine başkaları da geliyordu. Ramazan ayının 15'inden sonra evlerinin bahçesini siyah perdelerle kapattılar. Adamın tutucu olduğunu ve karısını kıskandığını düşündük. Bir ara evden kötü kokular geldi, mahalledeki lağım sandık."
Öte yandan Üsküdar'daki evde bulunan ve teşhis için Adli Tıp Kurumu'na götürülen cesetlerin hiçbirisi kayıp işadamlarının aileleri tarafından uzun süre teşhis edilemedi. Örgüt lideri Velioğlu'nun cesedi ise ağabeyi Hayrettin Velioğlu tarafından doğrulandı.
Olaydan üç gün sonra 20 Ocak 2000'de Ankara Etimesgut'ta bulunan mezar evle birlikte Hizbullah vahşetinin sadece Üsküdar'daki evle sınırlı kalmadığı gözler önüne serildi. Sabaha karşı Etimesgut'ta üç eve baskın yapan polis ikisi kadın beş kişiyi gözaltına aldı.
Her yerde ceset
Yapılan baskınlarda örgütün Ankara sorumlusu "Mehmet Yaşar" kod adlı Selman İpek'le "Recep" kod adlı örgüt üyesi Burhan Özlük de yakalandı. Yakalananların ifadeleri doğrultusunda Etimesgut'ta bir gecekondu olan evin bodrum katında yapılan kazılarda İstanbul'daki gibi elleri arkadan bağlı ve çıplak gömülmüş üç ceset bulundu.
Türkiye genelinde sürdürülen operasyonlar çerçevesinde 21 Ocak 2000'de Konya'da düzenlenen operasyonda da toplu mezar bulundu. Meram ilçesindeki bir evin bodrum katında, biri kadın üç cesede ulaşıldı.
Yapılan operasyonlarda bulunan cesetler üzerindeki incelemeler ve ele geçirilen dokümanlardan örgüt üyelerinin kaçırdıkları kişileri önce işkenceyle sorguladıkları saptandı. Kurbanların ağız ve burunlarının bantlandığı, el ve ayaklarının bağlandığı iplerin boyunlarında düğümlendiği, demir tellerle birbirlerine bağlanıp asma kilitle kilitlendikleri, henüz ölmeden toprağa gömüldükleri ve vahşetin videoya kaydedildiği belirlendi.
21 Ocak 1999'da ise Hizbullah'ın devlet içine kadar sızdığı anlaşıldı. Hizbullahçı olduğu öne sürülen Başbakanlık'ta idari ve mali işlerde görevli Abdussamet Yıldız, bir operasyonla görev başında gözaltına alındı. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde Başbakanlık'ta göreve başlayan Yıldız'ın, devletin hassas kayıtlarına ulaşabilecek pozisyondaki kritik görevinin "bilgisayar operatörlüğü" olduğu tespit edildi.
Konca Kuriş de bulundu
Konya'daki operasyonlarda bulunan ve Adli Tıp Kurumu'nda incelemeye alınan kadın cesedinin 18 ay boyunca kayıp olan İslamcı feminist yazar Konca Kuriş'e ait olduğu 22 Ocak 2000'de ailesi ve diş doktoru tarafından diş haritasından anlaşıldı. Kuriş, Türkçe namaz kılmak, cuma ve cenaze namazlarında kadınların da erkeklerle aynı hakka sahip olması gibi görüşleri savunmuştu.
Ayrıca örgüt evlerine yapılan baskınlar sonucu 35 gün boyunca direndiği belirlenen Kuriş'in otopsi ön raporunda, dış etkenlerle boğulma nedeniyle öldüğü belirtildi. 22 Ocak 2000'de Konya'nın Selçuklu ilçesinin Sakarya Mahallesi Naşhi Sokak'taki iki katlı bahçeli evin bodrumunda yapılan kazılarda sekiz erkek cesedi bulundu.
Dehşet kasetleri
Örgüt evlerinde ele geçirilen ve vahşeti ortaya döken sorgu kasetleri, siyasiler arasında da şok yarattı. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın koalisyon ortaklarını bilgilendirmek için verdiği görüntülü brifing, liderlere zor anlar yaşattı. Başbakanlık Konutu'nda Başbakan yardımcıları Devlet Bahçeli, Hüsamettin Özkan ve ANAP lideri Mesut Yılmaz, örgütün telle boğma, boğaz kesme ve bıçakla işkence sahnelerini içeren üç sorgu kasetini izlemeye ancak 10 dakika dayanabildiler.
Liderler, görüntüleri izledikten sonra yaptıkları değerlendirmede, kasetlerin bilim adamlarının da yer aldığı bir uzmanlar heyeti tarafından incelenmesine ve dava aşamasına kadar kamuoyuna açıklanmamasına karar verdiler.
Hizbullah'ın mezar evleri bu kadarla sınırlı kalmadı. Örgütün İstanbul'daki ikinci mezarevi, 28 Ocak 2000'de Kartal'da ortaya çıkarıldı. Kartal Çavuşoğlu Mahallesi Samanyolu Caddesi Görkemli Sokak 12 numaralı villa tipi evde yapılan aramada dokuz ceset bulundu.
İşkence aletleri
Bu evin yakınında, Çobanyıldızı Caddesi 45 numaralı evde de araştırma yapan polis, örgüt üyelerinin imha etmeye çalıştığı bir bilgisayarla çok sayıda disket buldu. Evdeki aramada depremzedeler için toplandığı görüntüsü veren çocuk ve büyük giyecekleri, ayakkabılar, kullanılmış prezervatifler, öldürülen Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım'ın yakınlarıyla çekilmiş fotoğrafları ve işkence aletleri ele geçirildi.
Aynı gün Pendik Güzelyalı Mahallesi Ankara Caddesi Hayat Sokak 22 numaralı eve düzenlenen operasyon sonucu örgütün beyni olarak bilinen Hacı İnan, askeri kanat sorumlusu Hacı Bayancık yakalanırken, Velioğlu'nun yerine örgütün liderliğini üstlendiği ileri sürülen Mehmet Sudan'ın eşinin de aralarında bulunduğu dört kadın gözaltına alındı.
Hizbullah örgütüne yönelik Beykoz operasyonunda ölü ele geçirilen lider Hüseyin Velioğlu, ancak on gün sonra toprağa verilebildi. Batman'da toprağa verilen Velioğlu'nun cenaze töreninde polisle çoğu çarşaflı kadınının aralarında bulunduğu grup arasında gerginlik yaşandı.
30 Ocak 2000'de Beykoz'daki baskında ele geçirilerek uçakla Diyarbakır'a götürülen ve bir süre burada sorgulanan Edip Gümüş ve Cemal Tutar, polisteki sorguları tamamlandıktan sonra Diyarbakır DGM'ye sevk edildi. Burada ifade veren Gümüş ve Tutar, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kuş uğruna ölüm
İstanbul Kartal'daki evden sonra Diyarbakır Melikahmet semti Savaş Mahallesi Küçükkavas Sokak'taki yan yana iki evde de 30 Ocak 2000'de altı ceset çıkarıldı. Cesetlerin ikisinin eve kuşlara bakmak için giren ve 21 Ocak'tan beri kayıp olan 17 yaşındaki Ayetullah Dalgın ile 19 yaşındaki Ali Çelik'e ait olduğu ortaya çıktı.
Ankara polisince gözaltına alınan örgütün askeri kanat sorumlusu Mahmut Demir, poliste verdiği ifadede, "Pişmanım. Bundan sonra devletin tarafındayım" dedi. Hizbullahçılardan Mustafa Selman İpek ve Mehmet Emin Alpsoy ise pişman olmadıklarını belirterek, "Eylemleri şeriat ve Allah için yaptık" dediler.
Şubat ayı başında Diyarbakır ve Batman'da yapılan kazılarda dört, Mardinkapı'da üç ve Gaziantep'te bir ceset daha bulundu. Hizbullah operasyonunda gözaltıların binin üzerine ulaştığı 4 Şubat 2000'de İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı raporla Hizbullah bilançosu çıkarıldı.
Gazetecilere verilen brifingde, örgütün lider kadrosunun ve arşivinin Beykoz'daki villada uygulanan "Malazgirt" operasyonuyla ele geçirildiği, hemen arkasından Ankara'da "Çelebi", Konya'da "Konya", İçel'de "Hicret", Batman'da "Sis Dağı" ve Mardin'de "Şura" operasyonunun gerçekleştirildiği ve toplam 57 cesete ulaşıldığı belirtildi. Aralarında İslami kesimin kaçırılan 11 işadamının da bulunduğu birçok kişinin cesedi teşhis edildi.
Öğretmenler, imamlar
Brifingde, son operasyonlarda örgüte mensup 119 kamu görevlisinin yakalandığı açıklandı. Yakalanan kamu görevlilerinden 30'unun öğretmen, 17'sinin işçi, 21'inin imam, altısının sağlık memuru ve üçünün doktor olduğu bildirildi.
10 Şubat 2000 tarihi itibariyle Hizbullah'a karşı yürütülen operasyonlarda, örgüte kayıt olmak amacıyla özgeçmiş gönderen 6 bine yakın kişinin bulunduğu, bunlardan 2 bininin intihar komandosu olmaya aday oldukları belirlendi. Yapılan operasyonlarda bu listede kayıtlı görünen dört kişi yakalandı.
Dava başladı
11 Mayıs 2000'de Hizbullah üyesi oldukları gerekçesiyle haklarında dava açılan 30'u tutuklu 32 sanıktan ikisi tahliye edildi. Savunmasını yapmayan sanıklara gelecek celse savunmalarını hazırlamaları için süre verildi.
Vaiz olan sanık Hayrettin Şahin, verdiği ifadede, "Vaiz olarak görev aldığım camide yaptığım konuşmalarda, birlik ve beraberlikten, anayasal ve demokratik Cumhuriyet'e bağlılıktan bahsettim. Laikliğin, samimi ve dindar insanların korunması gereken bir ilke olduğunu anlattım" dedi.
Sanık Velit Altun da "Medeni bir insanım. Böyle eli kanlı bir örgütle ilişkim olamaz" diyerek iddiaları reddetti.
Hazırlanan iddianamede, Mehmet Emin Alpsoy, Mustafa Gürlüer ve Şeyhmus Alpsoy'un, Türk Ceza Kanunu'nun "Devletin anayasa ve temel nizamlarını bozma" hükmüne göre idam cezasına çarptırılması talep edildi.
İran'a Hizbullah dosyası
17 Mayıs 2000'de Hizbullah'ın dış bağlantılarına ilişkin bir dosyanın diplomatik kanallarla İran'a iletilmesine karar verildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Sermet Atacanlı, "Soruşturmaları süren cinayetlere ilişkin bize resmi kanallardan gelen bir bilgi yok. Harrazi'nin beyanlarının ilişkilere olumlu bir katkı sağlayacağını söylemek mümkün değildir" dedi.
İkinci darbe
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, "Umut Operasyonu" adı verilen çalışmalar sonucu Uğur Mumcu suikastına karışan sanıklara da ulaştı. Yakalanan kişilerin soruşturmanın sürdürüleceği Ankara'ya gönderilmesinin ardından İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, "Malazgirt" adını verdikleri "2. Hizbullah Operasyonu"na başladı.
20 Mayıs 2000'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Beykoz'daki hücre evinde yasadışı Hizbullah terör örgütü lideri Hüseyin Velioğlu'nun ölü ele geçirilmesinden sonra örgütün üst düzey sorumlularına yönelik operasyonlarda, İstanbul sorumlusu İlyas Kutulman'ın da aralarında bulunduğu 10'un üzerinde kişi gözaltına alındı.
|
 |
|
|
 |
|
 |
|