TEROR, ÇETE, SUİKAST
Abdi İpekçi
Beyaz Enerji Operasyonu
Gaffar Okkan Suikastı
Gazi Mahallesi
Mavi Çarşı
Öcalan ve PKK
Satanist Gençler
Titan
Sabancı Suikastı
Susurluk Davası
Telekulak
TELEKULAK
Poliste Telekulak servisi
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın talimatıyla, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Büşmüfettişleri Dr. Cengiz Akın, Cavit Erdoğan, Rıza Yılmaz ve Can Direkçi, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün sekizinci katında oluşturulan dinleme merkezinde Mayıs 1998 - Mayıs 1999 tarihleri arasında 963 kişinin yasadışı dinlendiğini, 31 Ağustos 1999'da hazırladıkları raporla ortaya koydu.

Raporda, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay GES İstasyonu, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu, bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, belediye başkanları, büyük holding patronları, Emniyet Genel Müdürü, İstanbul Emniyet Müdürü, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın telefonlarının savcı ve hakim kararı olmaksızın kanunsuz olarak dinlendiği doğrulandı.

Dinleme listesi
Dinlenenler arasında dönemin Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, bakanlar Zekeriya Temizel, Hikmet Uluğbay, Metin Bostancıoğlu, Salih Yıldırım, Ersin Taranoğlu, Rifat Serdaroğlu, Metin Gürdere, Işın Çelebi; milletvekilleri Tevfik Diker, Murat Başesgioğlu, Halit Dumankaya, İrfan Köksalan, Şinasi Altıner, Enis Sülün, Saffet Arıkan Bedük, Ahmet Derin, Ahmet İyimaya, Ali Uyar, Fikri Sağlar, Osman Çilsal, Mustafa Bayram, Mehmet Sağlam, Sedat Bucak, Ataullah Hamidi, Önder Kırlı, Tekin Enerem; gazeteciler Emin Çölaşan, Mine Kırıkkanat, Tuncay Özkan, Koray Düzgören; işadamı Ayhan Şahenk; hukukçular Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyeleri Yusuf Kenan Doğan, Muhittin Mıçak, Ahmet Köksal ve sanatçı Bedri Baykam da tespit edildi.

Üç telefon dinleme sistemi ile dinlendiği tespit edilen toplam 1160 telefon numarasıyla 1997, 1998 ve 1999 yıllarında dinlenmesi için mahkeme kararı alınmış olan ve belirlenen listede mevcut telefon numaralarının İstihbarat Daire Başkanlığı'nın üç görevlisi tarafından bilgisayar ortamında karşılaştırılması sonucunda; mahkeme kararı alınmadığı halde dinlenen telefon sayısının 86'sı çeşitli partilere, derneklere, sendikalara, şirketlere, gazetelere ait olduğu, 36'sı ankesörlü telefon olduğu, üçü isim ve adresi tespit edilemeyen, 835'i de gerçek kişilere ait olmak üzere toplam 963 olduğu belirlendi.

Polislere soruşturma
Raporda, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'a bağlı olarak çalışan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman, İstihbarat Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş'ın başını çektiği bir grup polisin dinleme yaptıkları belirlendi.

Resmi raporların yayınlanmasının ardından telekulak skandalında adı geçen görevliler hakkında lüzum-u muhakeme kararı verildi. Müfettişlerin talebine uygun olarak Ankara 20'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde hapis istemiyle dava açıldı.

Telekulak sorumluları hakkında ayrı bir soruşturma yürüten Ankara DGM, kanunsuz dinlemede adı geçenler hakkında ayrıca "Özel dinleme çetesi oluşturmak" gerekçesiyle "çete" davası açtı.

963 numara dinlendi
Açıkta bulunan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral hakkında, mevzuata aykırı dinleme odasının kurulmasında ve faaliyet göstermesinde, "denetim görevini ihmal ettiği" gerekçesiyle ayrıca, telefon detaylı sorgulamayla telefonların mevzuata aykırı olarak izlenmesi suçundan iki kez 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde Mayıs 1998 - Mayıs 1999 döneminde, yasadışı dinleme odası kurulması ve bu odaya üç adet kanunsuz dinleme cihazı takarak 963 ayrı numarayı dinleyen, dinlettiren ve "görevini kötüye kullanmak" suçundan, aralarında müdür yardımcıları ve başkomiserlerin de bulunduğu 21 polis hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

22 Aralık 1998'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ile Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın da aralarında bulunduğu 11 emniyetçi görevinden alındı.

İstanbul ayağı
Emniyet Genel Müdürlüğü'nde soruşturma başlatılması için talimat veren İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, skandalın ortaya çıkmasının ardından Emniyet'teki istihbarat servisini kahvehaneye benzeterek, "Herkes istihbarata girip çıkıyor" dedi.

Ankara'da tamamlanan telekulak soruşturması Mayıs 1999'da İstanbul'a kaydırıldı. Bu çerçevede yasadışı yollardan, aralarında milletvekilleri, işadamları ve sanatçıların da bulunduğu ünlü kişilerin telefonlarını dinledikleri ve kayda aldıkları iddiasıyla Senkron TV'nin sahibi Levent Altınay gözaltına alındı.

Emniyet'te günlerce sorgulanan Altınay ve adamlarının ifadeleri doğrultusunda ünlü sanatçı Sibel Can, 10 Mayıs 1999'da gözaltına alındı. Can, eski eşi Hakan Ural'la Ural'ın babası Selçuk Ural'ın bir televizyon kanalında yayınlanan telefon görüşmelerini içeren kasetle ilgili sorgulandı. Televizyonda yayınlanan kasette, Selçuk Ural'ın, oğlu Hakan'a Sibel Can'dan boşanırken nasıl para koparacağına ilişkin verdiği tavsiyeler kayıtlıydı.

DGM devrede
Altınay'ın Dolmabahçe Turizm A.Ş. sahibi, işadamı Mustafa Süzer tarafından Dolmabahçe'deki "Gökkafes" inşaatıyla ilgili yazıları nedeniyle Perihan Mağden ve Oktay Ekinci'yi dinlettirdiği ileri sürüldü. Ancak Süzer, bu iddiaları yalanladı.

14 Mayıs 1999'da politikacılar, bürokratlar, kamu görevlileri, basın mensupları ve sanatçıları dinleyen telekulak çetesinin ele başısının Cengiz Çelik olduğu ve ABD'de yaşadığı ortaya çıktı. Aralarında Altınay'ın da bulunduğu 12 kişi de sorguları tamamlandıktan sonra "haberleşme hürriyetine aykırı davranmak"tan yargılanmak üzere DGM'ye sevk edildi. Altınay'ın Emniyet'te verdiği ifadelerle yüzlerce insanı haber için dinlettiğini itiraf etti.

Bilican izne çıktı
Dönemin Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, telekulak skandalının ortaya çıkmasından hemen sonra 9 Haziran 1999'da yıllık izne ayrıldı. Bilican, üç aylık aradan sonra görevine 7 Eylül 1999'da döndü.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde yasaya aykırı dinleme yapıldığı iddiasıyla ortaya çıkan telekulak skandalı davasının 13 Ekim 1999'daki Ankara 20. Asliye Mahkemesi'ndeki ilk duruşmasında savunmasını veren Ankara Emniyet İstihbarattan Sorumlu eski Müdür Yardımcısı Osman Ak, "Çete, köstebek, hırsız, densiz, telekulak, kocakulak dediler. Sekizinci kat çetesi dediler. Sekizinci katta ne yapılmış? Biz sekizinci kat çetesi değiliz, sekizinci kat kahramanlarıyız" dedi.

Aynı gün Danıştay'a yazılı ifade veren Ankara Emniyet eski Müdürü Cevdet Saral da yargılanmalarının iftiraya meşruiyet kazandıracağını savundu.

Sahte tutanak
22 Kasım 1999'daki duruşmada ise meslektaşlarını gizli belgelerini yok etmekle suçlayan İstihbaratçı Hurşit Uçak, telekulak soruşturmasının açılmasının ardından şubede üç gün boyunca sürekli fotokopi çekildiğini öne sürdü ve şubeye ait dizüstü bilgisayarın da Emniyet Amiri Zafer Aktaş tarafından götürüldüğünü iddia etti.

Uçak'ın, ilerleyen günlerde "gerçek dışı tutanak düzenlemek"le suçlandığı ortaya çıktı.

6 Aralık 1999'daki duruşmada ise davada, görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla yargılanan eski Terör ve İstihbarattan Sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak ile eski İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman, "delil yetersizliği"nden beraat ederken, eski İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş'a görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle daha önce verilen altı aylık hapis cezası ise ertelendi.

Ancak sanıklar hakkında Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nden ayrı olarak "lüzum - u muhakeme" kararı vermiş bulunan Danıştay'daki karara itiraz edilmesi nedeniyle Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu, konuyu tekrar görüştü.

Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanıklar hakkında verilen beraat kararı, 2 Ocak 2000'de Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özden Tönük ile mahkeme duruşma savcısı Turhan Şen tarafından temyiz edildi.

Çarpıcı itiraflar
Telekulak çetesinin elebaşı olarak bilinen Cengiz Çelik, Mart 2000'de ABD'de Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda, bazı ağabeylerin canlarını yakmamak için suskun kaldığını söylerken, yapmadığı birçok şeyin de üstüne yıkıldığını anlattı. Telefon dinleme işine 1998 yılında başladığını söyleyen Çelik, skandalın patlak vermesinin ardından bütün gerçekleri ses bantlarına okuduğunu söyledi.

Emniyet Müdürlüğü'ne dinleme cihazları sattığını söyleyen Çelik, "Bizde, aynı anda 30 hattaki konuşmaları dinleyebilen, 6'lı, 12'li 30'lu telefon sistemleri vardı. 1999 Şubatında, Kent TV sahibi Levent Altınay için çalıştık. İsteği üzerine, Sibel Can'ı dinledik. Ardından Hakan Ural ile babası Selçuk Ural'ın konuşmalarını. Baba Ural, oğluna 'Sibel'den 500 bin dolar, bir jip ve Miami'deki evi iste' diyordu" dedi.

Faziletli kulak
Çelik, Fazilet Partisi Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'yla çalıştıklarını söylerken ilişkilerini şöyle anlattı: "Bir gün, Fazilet Partisi Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu geldi bize. 'Ankara'da Emek Mahallesi'nde bir yer dinleteceğiz' dedi. Murat ile Ünal'ı çağırdım. Dinlemeye başladık. Kasetleri Hatipoğlu'nun bir adamına teslim ettik. Hatipoğlu bu iş için bize bin dolar verdi.

Arkadan Hatipoğlu'nun adamı yine geldi ve bu kez, doktorun karısı N'yi dinlememizi istedi. Fiyatı 2 bin dolara çıkardım, kabul ettiler. Hatipoğlu'nun bu kadınla seks ilişkisi varmış. Tesettürlü olmasına rağmen, telefonda hep seks konuşuyordu bu kadın. 24 saat tutan ses bantlarını Hatipoğlu'na verdik.

Bir süre sonra, Hatipoğlu'nun kendisi geldi. Ankara Cumhuriyet Savcısı'nı, seks yaparken görüntülememizi istedi. Hatipoğlu 1992 yılında, Diyarbakır'da yaptığı bir konuşmada orduya hakaret etmiş, savcılık hakkında dava açmış. Aynı savcı, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek için de hazırlık soruşturması yapıyormuş.

Savcı tuzağa düşmedi
Niyetleri, savcıyı tuzağa düşürüp şantaj yapmaktı. 4 bin dolar istedim, 'tamam' dedi. İki adama havale ettim bu işi. Çapa Tıp Merkezi'nde çalışan, çok güzel bir telekız tanıyorlarmış. Adı Eda Pulan. 'Biz sana bin dolar vereceğiz' deyince havalara uçtu. Buluşmaları için bir ev kiraladık. Eda, Cumhuriyet Savcısı'na, 'size check-up yapmaya geldim' diye yanaşmış, sonra da adamı ayartmış. Birlikte yemeğe çıktılar. Ama hep otellerde buluştular. Savcı, bizim makine, cihazlar yerleştirdiğimiz kiralık eve gitmediği için iş yattı."

Nisan 2000'de Ankara 10. İdare Mahkemesi`nin, Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver`in resmi telefonunun Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi yetkililerince dinlenmesi nedeniyle açtığı davada, İçişleri Bakanlığı 7.5 milyar lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
ÖZEL DOSYALAR
Ergenekon Operasyonu
Oscar Adayları 2008
Kutsal Ziyaret: Hac
On Bir Ayın Sultanı Ramazan
Mevlana
Irak Savaşı
Avrupa Birliği
Almanak 2007
Nato Zirvesi
Barış Akarsu Hayatı
11 Eylül Fotografları
Amerikada Vahşet
Afganistan Operasyonu
17 Ağustos Depremi
Kutsal Topraklarda Bitmeyen Kavga
İNTERAKTİF DOSYALAR
Kıbrıs Özel
Ünlülerde Çocuktu
Anayasalar
First Lady'ler
Kemal Sunal
Afganistan'ı vuran silahlar
ABD'nin Savaşları
ABD Askeri gücü
Dakika dakika operasyon
ABD'de kıyamet günü ve yas (Foto galeri)
Usame Bin Ladin'in kanlı eylemleri
Kartal Cezaevi
Deprem tuneli
Kaçakların Dönüşü
Sıradaki Kaçaklar