TEROR, ÇETE, SUİKAST
Abdi İpekçi
Beyaz Enerji Operasyonu
Gaffar Okkan Suikastı
Gazi Mahallesi
Mavi Çarşı
Öcalan ve PKK
Satanist Gençler
Titan
Sabancı Suikastı
Susurluk Davası
Telekulak
SATANİST GENÇLER
Şehriban'ı şeytana kurban ettiler
Şehriban Coşkunfırat, Avcılar' daki evinden 13 Eylül'de Bakırköy'e gitmek üzere ayrıldı. Üç gün kendisinden haber alınamadı. 17 Eylül 1999'da çıplak cesedi Ortaköy Mezarlığı'nda toprağa yarı gömülü olarak bulundu. Polisin yaptığı araştırma sonucu 21 yaşındaki Coşkunfırat'ın, "satanist" (şeytana tapan) adı verilen bir grup tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.

İstanbul polisinin operasyonları sonucu Ömer Çelik (23), Engin Arslan (18) ve Zinnur Gülşah Dinçer (19) adlı gençler gözaltına alındı. Çelik, Arslan ve Dinçer, poliste verdikleri ifadede suçlarını itiraf ederek, "şeytana taptıklarını ve bu nedenle Coşkunfırat'ı kurban seçtiklerini" söyledi. Coşkunfırat'ı 13 Eylül 1999'da gerçekleşen 5.8 büyüklüğündeki depremden sonra öldüren gençler, genç kızı deprem olduğu için şeytana kurban verdiklerini belirtti.

"Şeytan depremle mesaj verdi"
Ortaköy Mezarlığı yanındaki ormanlık alanda, cesedin bulunduğu yerde tatbikat yaptırılan gençlerden Çelik ve Dinçer cinayeti anlatırken, Arslan polis otosundan indirilmedi. Çelik olayı şöyle anlattı:

"Ortaköy sahilinde otururken deprem oldu. İnsanlar sahile akın etti. Polis de içki içmemize izin vermeyince ormanlık alana gittik. Depremden sonra Gülşah, ayın 13'ü olmasını hatırlatarak, `Şeytan depremle bana mesaj verdi. Bugün uğursuz bir gün. Şehriban evin altıncı çocuğu. Altı da şeytanın rakamı. Bu yüzden onu kurban etmeliyiz' dedi.

Olay yerinde otururken Şehriban saat 20.00'de eve gitmek istedi. Engin kızın boğazına sarıldı. O sırada Gülşah da kızı bıçaklamaya başladı. Öldükten sonra elbiselerini çıkarmaya karar verdik. Önce mezarlıktan kazma kürek alıp cesedi gömmek istedik, sonra dikkat çekmemek için vazgeçtik."

Şehriban'ı şeytana kurban etme fikrinin Engin'den, tecavüz fikrinin de Ömer'den çıktığını ileri süren Zinnur Gülşah Dinçer ise, "Engin'le altı aydır birlikteyiz. Ancak iki ay önce satanist olduğunu öğrendim. Tanrıya olan nefretini şeytana taparak gösterdiğini ve bu inançla daha önce iki kişiyi ve kedileri kurban ettiğini söyledi" diye konuştu.

Daha önce hiç karşılaşmadığı Şehriban'dan sevgilisini kıskandığını vurgulayan Dinçer, "Ormanda bir ara Ömer ile Şehriban birlikte oldular. Ben Engin'e, kızı nereden tanıdığını sordum. O da şeytandan mesaj aldıklarını ve ayın 13'ü bitmeden gece yarısına kadar evin altıncı çocuğu olan genç kızı şeytana kurban vereceklerini söyledi" dedi.

Cinayeti engellemeye çalıştığını, hatta bir ara Şehriban'ı uyarmak için birlikte uzaklaştıklarını öne süren Dinçer, ancak Ömer'in peşlerinden geldiği için uyaramadığını bildirdi.

Ölüye tecavüz
Cinayetin Ömer ile Şehriban'ın yanlarına gelmesinden beş dakika sonra işlendiğini kaydeden Dinçer, şunları anlattı:

"Ömer ile Şehriban kucak kucağa oturuyorlardı. Ömer birden kızın boğazına sarıldı. Engin de Ömer'e yardım etti. Bana boş durmamamı, kızı bıçaklamamı söylediler. Can korkusuyla bıçakladım. Birkaç saniye sonra kız öldü. Saçlarından sürükleyerek bir ağaca yasladılar ve Ömer şeytana tapmanın inancı olarak ölü kıza tecavüz etti. Engin tecavüzü başaramadı. Sinirlenerek cesedi yumruklamaya başladı."

Dinçer suç aletlerini yıkayarak bir gün üzerinde taşıdığını, ancak Engin'in uyarısıyla Kuruçeşme Park Fora'dan denize attığını itiraf etti ve pişman olduğunu dile getirdi. "Engin Arslan'ın şeytana tapmak konusunda belli bir seviyeye ulaştığı için şeytandan kendisine mesajlar geldiğini söylediğini" iddia eden Ömer Çelik de, kurban Şehriban Coşkunfırat ile bir barda tanıştığını belirtti.

Çelik, olay sırasında saçlarının uzun olduğunu, tanınmamak için de kestiğini kaydetti. Tatbikattan sonra suç aletlerinin bulunduğu Kuruçeşme sahiline giden polis ve dalgıçlar, denizden Coşkunfırat'ın çantasını çıkardılar.

İdamları istendi
Coşkunfırat'ı öldüren üç genç hakkında hazırlanan iddianamede "başka bir suçu işlemek amacıyla taammüden adam öldürmek" suçundan idam cezasına çarptırılması istendi. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Selmani Faris Akyol tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar Dinçer, Çelik ve Arslan'ın Coşkunfırat'ın bazı eşyasını aldıkları gerekçesiyle hırsızlık suçundan 2 - 5'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

İddianamede, öldükten sonra Coşkunfırat'ın cesedine tecavüz ettiği ileri sürülen Çelik ile tecavüze yeltendikten sonra cesedi yumrukladığı iddia edilen Arslan'ın, "naaşa saygısızlık" suçundan 3 ay ile birer yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmada Coşkunfırat'ın ailesiyle aralarında gerginlik yaşayan satanist gençler, 26 Ocak 2000'deki duruşmada da yine arbade çıkardı. Duruşmada ilk kez ifade veren Gülşah Dinçer, "şeytana tapan" olduğu iddialarını kabul etmezken, polisteki ifadesinin işkence altında alındığını iddia etti.

Sanıklardan Arslan'ı yedi aydır tanıdığını anlatan Dinçer, "Engin içki içtiğinde saldırgan olurdu. Daha önce içki içtiğinde de beni dövmüştü. Bu durumu aileme söylediğimde 'Seni sevdiği için kıskanıyordur' dediler. Ben de sesimi çıkarmadım. Ayrıca bakire olmadığım için aile kuramayacağımı ve toplumdan dışlanacağını düşünüyordum. Bunun için Engin'i bırakmıyordum" diye konuştu.

Mahkeme sanıklardan Arslan ve Çelik'in akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesini kararlaştırdı.

Ve karar..
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "Satanistler" davasında 14 Mart 2001'de karar verildi. Ortaköy'de Şehriban Coşkunfırat'ı şeytana kurban etmek amacıyla öldürdükleri öne sürülen üç sanık, "Kasten adam öldürmek" ve "Hırsızlık" suçlarından dolayı 25 yıl 6 ay 20'şer gün ağır hapis cezasına çarptırıldı. Avukatların, 4616 sayılı Şartla Salıverilmeye Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un geçerli olduğu tarih aralığı yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasının değerlendirildiğini belirten mahkeme heyeti, dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi yolundaki talebin de reddini kararlaştırdı.

Yine arbede
Coşkunfırat Ailesi'nin avukatı Basri Akyüz, duruşmaya girmek amacıyla salonun kapısında bekleyen Coşkunfırat ailesine kararı anlattı. Sanıklara verilen 25 yıl 6 ay 20'şer gün ağır hapis cezasını az bulan anne Hatice Coşkunfırat, "kendi kanunlarını uygulayacağını" söyledi. Karara tepki gösteren Derya Coşkunfırat da, "Bu karar sistemin hatası. Böyle olacağını biliyorduk. Sizin adaletinize güvendik. Bunlar sistemin katilleri. Bundan sonra biz de kendi kanunlarımızı uygularız" diye bağırdı. Fenalık geçiren ve gözyaşlarını tutamayan Hatice Coşkunfırat ile kızları Derya Coşkunfırat ve Ceyhan Coşkunfırat, verilen kararı eleştirdiler. Polis nezaretinde İstanbul Adalet Sarayı dışına çıkarılan Coşkunfırat ailesi, burada da tepkilerini dile getirmeye devam etti. Ailesini yatıştıran Mehmet Coşkunfırat, eşi ve kızlarını bir taksiye bindirerek adliyeden uzaklaştırdı.

ÖZEL DOSYALAR
Ergenekon Operasyonu
Oscar Adayları 2008
Kutsal Ziyaret: Hac
On Bir Ayın Sultanı Ramazan
Mevlana
Irak Savaşı
Avrupa Birliği
Almanak 2007
Nato Zirvesi
Barış Akarsu Hayatı
11 Eylül Fotografları
Amerikada Vahşet
Afganistan Operasyonu
17 Ağustos Depremi
Kutsal Topraklarda Bitmeyen Kavga
İNTERAKTİF DOSYALAR
Kıbrıs Özel
Ünlülerde Çocuktu
Anayasalar
First Lady'ler
Kemal Sunal
Afganistan'ı vuran silahlar
ABD'nin Savaşları
ABD Askeri gücü
Dakika dakika operasyon
ABD'de kıyamet günü ve yas (Foto galeri)
Usame Bin Ladin'in kanlı eylemleri
Kartal Cezaevi
Deprem tuneli
Kaçakların Dönüşü
Sıradaki Kaçaklar