|
|
 |
 |
 |
İkinci Bush'tan ikinci Körfez savaşı
ABD Başkanı George W. Bush, eski Başkan babası George Bush'un, 1991 Körfez savaşının ardından "yarım bıraktığı" Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin rejimini devirme işini, 12 yıl sonra ikinci Körfez savaşıyla tamamlamaya karar verdi.
Amerikan Delta özel kuvvetlerinin peşine düştüğü Saddam Hüseyin, savaşı ancak "sürgüne giderek" durdurabileceğini belirten, ülkeyi terk etmesi için kendisine 48 saat tanıyan Bush'a karşılık, Irak'ta kalmayı tercih etti.
Buna karşılık ABD, geniş çaplı askeri operasyonuna, Bush'un "erken safha" olarak nitelediği şekilde, gelen istihbarat bilgileri çerçevesinde Bağdat yakınında yeraltında derin siperlerde gizlendiği sanılan Saddam, oğulları Uday, Kusay ve iki Iraklı lideri bombalayarak başladı. Irak televizyonunda konuşan Saddam'ın, hayatta olduğu görülürken, diğerlerinin akıbeti açıklığa kavuşmadı.
Gün ışırken vurdu
ABD'nin, önceki Körfez savaşı ve diğer bombalama faaliyetlerinden gelen alışkanlıkla, pilotlarını uçaksavarlara karşı korumak için gece karanlığında vurması beklenirken, bir sürpriz yaptı ve gün ışırken vurdu; bombardıman uçaklarını riske atacağı belirtilen dolunay ışığından çekinilmedi.
11 Eylül 2001'de ABD'de düzenlenen terörist saldırıların ardından sorumluların peşine düşen ABD, terörizme karşı savaşında bütün dünyada ilk önce büyük bir sempati toplamıştı.
Afganistan'daki terörist kamplarına ve Taliban yönetimine karşı başarılı bir taarruz düzenlenirken, birçok ülkeden ve uluslararası kuruluşlardan ABD'ye destek gelmişti.
Saldırılarla doğrudan bağlantısı bulunmamasına karşın, ABD'nin gündeminden düşmeyen Irak rejimi, ABD'deki terörist saldırıların baş mimarı, Suudi asıllı terörist Usame Bin Ladin'in ele geçirilememesinden sonra daha da çok anılır oldu.
Bir zaman sonra Saddam'ın adı, Bin Ladin'den daha çok dile getirilmeye başladı.
Amerikan yönetimi, Irak'ın elinde kitle imha silahları bulunduğu tezini işlerken, bu silahların, Irak'ın yardımıyla teröristlerin eline geçmesinden endişe ettiğini belirtti.
Savaş karşıtı sesler
ABD'nin, Irak'ta rejim değişikliği politikasının üzerine gitme kararlılığı, 11 Eylül'de arkasına aldığı dünya ülkelerinin güçlü desteği konusunda rüzgarın yönünü değiştirdi. Fransa ve Almanya, birinci derecede operasyona karşı çıkarken; Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'ne getirilmesi planlanan Irak'a karşı savaş tasarısına onay vermeyeceği sinyalini verdi. Bu çerçevede ABD, Irak konusunda BM desteğini de arkasına alamadı.
ABD Başkanı Bush, terörizme karşı savaşta arkasına aldığı güçlü desteğin, ABD'ye ilişkin dünyada kötü bir imaja dönüşmesine katkıda bulunmakla suçlandı. ABD halkı, kamuoyu yoklamalarında, Irak'a karşı savaşın, İslam'a karşı bir kampanya olarak algılanabileceği ve bunun sonucunun, Amerikan topraklarında yeni bir terörist saldırı olabileceği endişesini dile getirdi.
Para önerdiler
Bush yönetimi, Irak'a karşı güçlü bir koalisyon toparladığını savunurken, ABD'nin en yakın müttefiki İngiltere bile, bu desteği verirken zorlandı. ABD, Mısır, Türkiye, Ürdün, İsrail gibi ülkelere, destek karşılığı mali yardım önerirken, Irak'a savaş desteğini "satın almaya çalışmakla" suçlandı.
ABD'nin bu savaşı, terörizmle mücadele için değil, Ortadoğu'nun petrol kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için istediği iddiaları dünya basınında yer aldı. ABD'de de, terörle mücadele için harcanmasının daha uygun olduğu düşünülen mali kaynakların, Irak'a savaş için harcanması Bush yönetimine karşı eleştirilerin başında geldi.
Irak'a savaş, bütün dünyada hükümetlerinin tutumu ne olursa olsun, halkların güçlü savaş karşıtı gösterileriyle karşılandı.
Gazeteciler yine savaşta
Birinci Körfez Savaşı'nın, ilk kez CNN sayesinde canlı olarak televizyonlardan nakledilmesi gibi, İkinci Körfez Savaşı'nın özelliği, Amerikan askerleriyle birlikte konuşlandırılan 600 kadar gazeteci oldu.
Amerikalı komutanların, operasyonel zorluk çıkarabileceği endişesiyle pek de istekli olmadığı "halkla ilişkiler" uygulaması çerçevesinde, Amerikan askerleriyle birlikte gazeteciler de operasyonlara giderek, savaşı ve izlenimlerini canlı aktarma şansına sahip olabilecek.
Ancak Pentagon, daha önce kamplarda eğittiği bu gazetecilere, gerekirse sansür uygulayacağı uyarısında da bulunmuştu.
Öncelikli hedefler
Savaş öncesi ABD'nin öncelikli hedefleri arasında, Irak'ta mevcut yönetimi hemen devirerek, ABD Merkez Komutanı Tommy Franks'in liderliğinde düzenin sağlanacağı bir yönetim oluşturmak geliyordu.
Bunun arkasından, Emekli asker Jay Garner'ın başkanlık edeceği, halka yiyecek ve ilaç yardımı yapılacak olan insani yardım aşaması bulunuyordu. Bu geçiş döneminin ardından ABD, yönetimi Irak halkına bırakmayı planladığını açıkladı. ABD Başkanı Bush, Irak halkını, "zalim bir diktatörden" kurtararak özgürleştireceği sözünü verirken, ülkede çoğu birbiriyle geçinemeyen etnik yapıların nasıl bir birlik sağlayacağı da tartışılıyor.
|
|