| KUTSAL TOPRAKLARDA BİTMEYEN KAVGA
|
|
 |
"Beyrut Kasabı"nın ağır tahriği
Başbakan Ehud Barak, bu gelişmelerden sonra ilk kez "Kudüs'te İsrail ve Filistin'e ait iki başkent olabileceğini" belirtti. Bunun üzerine İsrail'in 1982 yılında Lübnan'ı işgalinin mimarlarından, muhalefetteki sağcı Likud Partisi'nin lideri ve diğer adıyla "Beyrut Kasabı" Ariel Şaron, 28 Eylül 2000'de Kudüs'teki Haremüşşerif'e gitti. Bu ziyaret, Filistinliler'in şiddetli tepkisini ve protesto gösterilerine neden oldu. Kudüs'ün aynı zamanda Filistin başkenti olmasına kesin biçimde karşı olan Şaron'un bu adımı, barış sürecini sona erdirmeye dönük bir provakasyon olarak nitelendi.
Ziyaretin hemen ardından başlayan çatışmalar, Gazze Şeridi'ni kan gölüne çevirdi. Kameralar önünde korkunç sahnelerin yaşandığı Gazze Şeridi'ndeki Yahudi yerleşim merkezi Netrazim'de İsrail polisiyle Filistinli göstericilerin ateşi arasında kalan Filistinli bir baba oğulun yaşadıkları tüm dünyada yankı buldu. 12 yaşındaki Rami yaşamını yitirirken babası çatışmanın ortasından canlı çıkmayı başardı. Günlerce süren çatışmalarda çoğu Filistinli 200'ün üzerinde insan yaşamını yitirdi.
Çatışmalarda akan kanın durmaması ve İsrail Başbakanı Barak'ın barış sürecinin karşıtı Ariel Şaron'a hükümet ortaklığı önermesi Ortadoğu'yu gerdi. Diplomatik çabalar sonucunda İsrail ve Filistin liderleri, Mısır'ın Şarm El - Şeyh kentinde bir kez daha masaya oturmayı kabul etti.
Zirvede İsrail; Filistin yönetiminin şiddet eylemlerini acilen önlemesini, serbest bırakılan HAMAS ve İslami Cihat militanlarının yeniden tutuklanmasını, son protesto eylemlerinde anahtar rol üstlenen "Tanzim"in silahsızlandırılmasını, Filistin medyasındaki kışkırtmaya son verilmesini ve iki İsrail askerinin linç edilmesiyle ilgili sorumluların cezalandırılmasını istedi. Filistin ise; gerçek mermi, tank kullanımı ve kuşatma gibi İsrail şiddetinin sona ermesini, İsrail güçlerinin Filistin kent ve köylerinden çekilmesini, Filistinlileri koruyacak, İsrail'in şiddet olaylarındaki sorumluluğunu saptayacak ve durumu değerlendirecek bir uluslar arası araştırma komisyonu oluşturulmasını, "Tanzim"e karşılık Batı Şeria ve Gazze'deki Yahudi yierleşimcilerin silahsızlandırılmasını talep etti.
Zirveye katılan ABD Başkanı Clinton ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yoğun çabaları sonucu İsrail ve Filistin tarafları ateşkes yapılması konusunda uzlaştı. Anlaşmaya göre, İsrail'in, Batı Şeria ile Gazze'deki ablukayı kaldırmasına ve Gazze Havaalanı'nı açmasına karar verildi. Alınan kararlara rağmen bölgede çatışmalar dinmedi. Kanlı olayların bitmemesi nedeniyle Başbakan Barak, Filistinlilerin çatışmalara son vermemesini gerekçe göstererek, barış sürecinin askıya alındığını duyurdu.
|
 |
|