|
|
 |
 |
 |
| Türkiye'nin tarihi yıldızları |
|
 |
Topkapı Sarayı: Ayasofya'nın yanından başlayarak, Sarayburnu'na kadar uzanan geniş bir alan üzerinde kuruldu. İstanbul'un fethinden sonra ll. Mehmet'in emriyle 1474'te inşasına başlanan ve Saray-ı Cedid (Yeni Saray) denen bu muhteşem yapı 1479'da tamamlandı. lll. Ahmet zamanında Topkapı Sarayı adını aldı ve Fatih devrinden başlayarak Osmanlılar'ın merkezi oldu.
Dolmabahçe Sarayı: Beşiktaş'ta 17. yüzyılın başında ilk defa l. Ahmet tarafından Dolmabahçe Kasrı ile ahşap bir köşk inşa ettirildi. 1853 yılında Sultan Abdülmecit döneminde bugünkü Dolmabahçe Sarayı'na dönüştürüldü. Atatürk'ün hastalığı döneminde kaldığı saray vefatının da gerçekleştiği yer oldu.
Yerebatan Sarayı: Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. 6. yüzyılda inşa edildi. 532'de Bizans İmparatoru l. Jüstinianus tarafından yaptırılan sarnıçta dokuzar metre yüksekliğinde 336 sütun bulunuyor. O dönemde 80 bin metreküp su tutabilen sarnıç, 1983-1987 yılları arasında restore edilip temizlendikten sonra ışıklandırılarak 1987'de ziyarete açıldı.
Ayasofya: Bizans İmparatoru l. Jüstinianus tarafından (532-557) yaptırılmıştır. Kutsal Bilgelik Kilisesi olarak tanınan Ayasofya, İstanbul'un en büyük ve en ünlü Bizans kilisesidir ve 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in emriyle kiliseden camiye dönüştürülmüştür. Atatürk 1935'te müzeye dönüştürülmesini sağlamıştır. Justinianos dönemi mimarlık tarzının bütün öğelerini barındıran Küçük Ayasofya ise Ayasofya'nın bir ön hazırlığı niteliğini taşır.
Süleymaniye Camii: Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 1550'de inşasına başlanan cami, 1556'da tamamlandı. Bir orta ve iki yan kapıdan girilen cami avlusunun köşelerinde dört minare vardır. Mimar Sinan'ın kalfalık dönemi eseri olan muhteşem yapıt Eskihisar'ın kuzeydoğusundadır.
Sultanahmet Camii: Süslemelerinden ötürü Batılılar tarafından Blue Mosque (Mavi Cami) denilir. 1606'da inşasına başlandı ve 1617'de tamamlandı. l. Ahmet zamanında Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapıldı.
Truva: Truva Eskiçağ dünyasının en tanınan kentidir. Bunda en büyük pay İlyada ve Odysseia destanları, Truva Savaşları, Odysseus'un serüvenlerle dolu gezisini görkemli bir belirlemiş olan Homeros'tur. En eski yerleşme tabakası Truva l'in (İÖ 3000-2500), 90 metre çapında bir alanı kapladığı, balık kılçığını andıran duvarlardan yapılmış evleri çevreleyen bir sur bulunduğu ortaya çıkarılmıştır.
Truva ll, (İÖ 2500-2200) tabakası, yangında yok olan Truva l'in üstüne kurulmuştur. Bu tabakadan çıkarılan, Schliemann'ın, Piramos'un hazine sandığı çok değerli altın ve mücevherler, Truvalılar'ın refah içinde yaşadıklarını, zengin bir uygarlık geliştirdiklerini ortaya çıkarmıştır.
Behramkale: Çanakkale ile Ayvacık ilçesine bağlı bir köy olan Behramkale, tarihte Troas Bölgesi'nin önemli bir kenti olan Assos'tu. Kıyı şeridi ile 1500 metre uzaklıkta olan Tuzla Çayı arasında kalan alanda, denize ve karaya hakim bir tepede kurulu olan kent, 4 bin yıllık tarihi boyunca Hellen ve Pers savaşlarına, Aristotales'in derslerine, büyük İskender'in fetihlerine, Roma ve Bizans uygarlıklarına, Haçlı Seferleri'ne tanıklık ve Osmanlı İmparatorluğu'na evsahipliği yaptı.
Bergama: Tarihi konusunda hala kesin bir bilgi edinilemeyen Bergama'nın 200 metre yükseklikteki tepenin üstünde çevreye egemen konumu nedeniyle çok eski tarihlerde kurulmuş bir yerleşim merkezi olduğu ileri sürülür. Tarihi zenginlikleriyle dikkat çeken bölgede Roma tapınağı olan Traianus Tapınağı, güneyinde Athena Tapınağı ve kütüphane yer alır. Aynı bölgede taraça üstünde Zues Sunağı'nın temellerine ulaşılır.
200 metre uzunluğundaki tiyatro terasının kuzeyinde Roma'nın son dönemlerinden kalma Dionysos Tapınağı yer alır. Daha sonra Eskiçağ yolu aşağıya doğru kazınarak ortaya çıkarılmış olan bir semte oradan Demeter Tapınağı'na, oradan da yanı başındaki kamum hamamlarına ve Gymnasion'a ulaşılır.
Efes: Ünlü tarihçi Herodot'un anlatımına göre, kent Atina kralı Kodros'un oğlu Androklos tarafından İÖ 6 bin yılında kurulmuştur. Efes'teki önemli ikinci prehistorik yerleşim Ayasuluk Tepesi'ndedir. 1990 yılına kadar Efes Müzesi'nde sergilenen eserlerin en eskisi kalenin girişindeki araba park yerinin düzenlenesi sırasında bulunan Miken Dönemi mezarın buluntularıdır. Kent 7. yüzyılda Trakya'dan gelen Kimmerler'in saldırısına uğrar. Bunlar kenti işgal eder ve Artemis Tapınağı'nı yıkarlar.
Milet (Miletos): İÖ 11. yüzyılda yerleşim birimi olmaya başlanan Milet, Aydın'ın Söke ilçesi Akköy bucağına bağlı Polat köyüne 1 kilometre uzaklıkta bulunur. 70'i aşkın koloni bulunduran son derece zengin bir kent olmasının yanında İÖ 7 ve 6 yüzyılları arasında Yunan dünyasının kültür merkezi oldu. Yunan kentlerinin Persler'e karşı ayaklanmasını örgütleyen Milet, İÖ 494'te ayaklanmanın yenilgiyle sonuçlanmasıyla yakılıp yıkıldı. Söz konusu olan döneminden kalan en parlak yapı 25 bin kişilik amfitiyatrodur.
İasos: Tarihi coğrafyada Anadolu'nun Karia bölgesinde Antikçağ kenti olarak bilinir. Kalıntıları Güllük körfezinin kuzeydoğu kıyısında, Milas'ın merkez bucağına bağlı Kıyıkışlacık köyü yakınındadır. Önceleri adacık olan İasos daha sonra kıyıyla birleşti. Yapılan kazılar sonucu bölgenin İlk Tunç çağından beri Karia yerleşmesi olduğu belirlendi. Kentteki en çarpıcı kalıntı surlardır. Bunun yanı sıra Zeus Megistos, Apollon, Artemis, Demeter ve Kore tapınakları, Roma agorası, tiyatro, mozaikli ev , su kemerleri, sarnıçlar, çeşme gymnasium, hamamlar, Bizans döneminden bazilika ve kiliseler, ortaçağ kalesi gezilmesi önerilen yerlerdendir.
Bodrum Kalesi: Rodos şövalyeleri tarafından yıkılmış Mausoleion'un taşları, heykelleri ve kabartmaları kullanılarak yapılan kalenin dış surunu Alman mimar Heinrich Schlegelholt 1415-1437 yılları arasında yaptı. Yapı beş kaleyle pekiştirildi. Yarımadanın en yüksek yerindeki eski yapının dörtgen biçiminde iki kulesine sonradan Yılanlı Kule ve Alman Kulesi eklendi. 1522'de Osmanlı tarafından alınarak içindeki kilise camiye dönüştürüldü.
Knidos: Tarihi coğrafyada Anadolu'nun güneybatısında Karia bölgesinde bir dor kenti olarak bilinen Knidos, Datça yarımadasının ucunda bulunur. Yapılan kazılarda Helenistik ve Karia dönemlerinden kalan evler, agoralar ortaya çıkarıldı. En önemli anıtlarından biri yuvarlak planlı, 18 sütunla çevrili Afrodit tapınağıdır. Ünlü Afrodit heykeli de bu tapınağın içinde yer alır. Kent ve Akropolis birçok kuleyle desteklenmiş surlarla çevriliydi. Akropolis'teki Apollon, Afrodite, Demeter ve Pionysos tapınakları Bizans döneminde kiliseye dönüştürüldü.
Kaunos: Anadolu'nun güneybatısında Karia ile Lykia bölgeleri sınırında bulunur. Kalıntıları Muğla'nın Köyceğiz ilçesine bağlı , Dalyan Köyü'nün karşısında Dalyan çayının kıyısındadır. Geniş bir alana yayılan kalıntılar arasında Helenistik dönemden liman agorası, üç kadın heykeli, Zeus'a adandığı sanılan teras tapınağı , tiyatro, Roma hamamları yer alır. Yunan mitolojisine göre kız kardeşi Byblis'e aşık olan Klikyalı Kausnas, Karia'ya kaçar ve orada Kaunos'u kurdu.
Tlos: Muğla'nın Fethiye ilçesi Kemer bucağına bağlı Düğer köyünün yakınlarında bulunur. Lykia Birliği'nde 3 oya sahip altı kentten biri olan Tlos'un günümüze kalan en önemli kalıntıları Roma döneminden tiyatro, çeşitli kaya mezarları ve tapınaklarıdır. Tapınak biçimindeki anıt mezarlardan biri üzerinde Bellerophontes'in atı Pegasos ile birlikte betimleyen bir kabartma vardır.
Xantos: Antalya'nın Kaş ilçesi, Kalkan bucağına bağlı Kınık köyünde, Kocaçay'ın dimdik yükselen kayaya ulaştığı yerden birkaç kilometre ötede bulunan bir Eskiçağ kentidir. İÖ 8'inci yüzyılda kurulduğu sanılan kent, Persler ( 6'ncı yüzyıl) ve Araplar ( 7'nci yüzyıl) tarafından iki kez yıkıldı. Kentteki kalıntılar arasında mezarlar, tiyatro ve tiyatronun yanında üzerinde kabartmalar olan direkli mezara Harpyalar anıtı denir.
Olympos: Antalya körfezinin batı kıyısında Çıralı yakınlarındaki Deliktaş mevkiinde yer alan Eskiçağ kenti Olympos, eski Yunan mitolojisinde ağzından ateş püsküren, aslan başlı, keçi vücutlu, ejderha kuyruklu masal yaratığının ülkesi olmakla ün salmıştır. Yapılan kazılarda İS 2. yüzyıldan kalma bir Roma tapınağı ile bir tiyatronun yıkıntıları ve yeraltı mezarlığı ortaya çıkarılmıştır.
Phaselis: Antalya'nın merkez ilçesi Kemer bucağına bağlı Tekirova köyündeki Phaselis, İÖ 690'a doğru denize kadar inen bir ormanın içinde son derece çekici bir konumda bulunur. Rodos'tan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Liman kalıntıları dağlara bakan tiyatrosu, Hadrianus kemerinin kalıntıları, agorası ve surların bir bölümü günümüze kalan başlıca yıkıntılarıdır.
Perge: Antalya'nın merkez ilçesine bağlı Aksu bucağının kuzeyinde yer alan Eskiçağ kenti Perge'nin İÖ 1000 yılına doğru kurulduğu sanılmaktadır. Kentin kenarındaki 15 bin kişilik tiyatroysa çok iyi korunmuş, oturma yerleri olduğu gibi kalmıştır. Sahnenin önemli bölümü de ayakta kalmıştır. Stadium'un on iki bin kişi alacak büyüklükte olduğu anlaşılmıştır. Propylaion, çeşitli tanrıların kabartmalarıyla süslüdür.
Aspendos: Tarih coğrafyasında Anadolu'nun Pamphylia bölgesinde antik bir kent olarak nitelendirilir. Antalya'nın Serik ilçesi, merkez bucağına bağlı Belkıs köyü yanında Köprüsuyu kıyısında bulunuyor. Pers ve Atina egemenliklerinden sonra Büyük İskender'in ordularınca ele geçirilen Aspendos, Bergama Krallığı'na daha sonra da Roma İmparatorluğu'na bağlandı ve sanat merkezi haline geldi.(İÖ 133).
Roma ve Bizans katılıntılarının günümüze kadar ulaştığı Aspendos yukarı ve aşağı bölüm olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Yukarı kentte agora, dükkanlar, ticaret mahkemesi ve çeşme, aşağı kentte ise tiyatro, stadium, hamamlar, su kemerleri, tapınak ve mezarlıklar bulunur.
Side: Bölgedeki en iyi korunmuş olan yapı tiyatrodur. 15 bin kişilik seyirci yeri, iki katlı kemerli galerinin üstüne kurulmuştur. Yakınındaki agorada (pazar yeri) sıra sıra sütunlar, küçük bir tuvalet ve anıtsal bir çeşme (Nymphaion) yer alır. Romalılar'dan kalma hamam yapılarında açılmış olan Side Müzesi'nde çok güzel mermer heykellerle bir çok lahit sergilenmektedir.
Alanya Kalesi: Dik yamaçlı yarımadanın tepesinde yer alan görkemli bir kaledir. Üç sıra surla çevrilidir. İkinci ve üçüncü surların arasında eskiden han olarak da kullanılan bedesten yer alır. Kalesinin yukarısındaki Süleymaniye Camii ya da Kale Camii, 1231'de yapılmış, 1530-1566 arasında yeniden inşa edilmiştir. Kalenin kuzey kenarı yakınındaki Ehdemek Hisarı'nın çok sayıdaki kulesinden birinde bir hamam bulunur. Kapılı bir kuleden geçirilerek girilen üçüncü surun ardında bulunan ve iç kale denilen bölümde bir sarayın kalıntılar ile Ayayorgi Kilise'si yer alır.
|
 |
|
|
 |
|
 |
|