Türkiye'de bankacılık sektörü de enflasyonist ekonomik yapıya bağımlı olarak gelişti. 1980'lerden sonra liberalleşmeye hız verilmesiyle genç Cumhuriyet’in kalkınmasında önemli işlevler üstlenen Etibank ve Sümerbank 1990'lı yıllarda özelleştirildi. 2000'de enflasyonun düşme eğilimine girmesiyle de bankaların yeni ekonomik yapıya uyumlu çalışmaları gündeme geldi.
Enflasyonist bir ortamda çalışan finans kurumlarını, özellikle 1994 mali krizi olumsuz etkiledi. Döviz bazında verilen krediler geri dönmedi. Hükümetin bankalardan mevduat kaçışını engellemek için başlattığı, "Mevduata yüzde 100 devlet güvencesi" sistemde giderek yerleşti.
1990'lı yıllarda sektör dışındaki kurumsallaşmamış aile şirketlerinin de bankacılığa ilgi duyduğu gözlendi.
1990'lı yılların sonlarında IMF ile yapılan anlaşmalarda bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ve riskli yönetilen bankaların tasfiyesi öncelikli olarak yer aldı.

Bankalara el konuluyor
Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP, MHP ve ANAP koalisyon hükümeti, 2000'de başlayacak 3 yıllık dezenflasyon programı öncesi 22 Aralık 1999'da Egebank, Esbank, Yurtbank, Yaşarbank ve Sümerbank'a el koyarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devretti. 7 Ocak 1999'da Interbank ve Mayıs 1997'de de Türk Ticaret Bankası'na el konulmuştu. Resmi Gazete'de bankalara el konulma gerekçesi; banka kaynaklarını kendi lehlerine kullanmaları (Yaşarbank'ın ise, gerekli önlemleri zamanında almadığı) biçiminde açıklandı.
Türkiye IMF'ye sunduğu ek mektuplardaki sözünü tutarak "mevduata yüzde yüz devlet güvencesi"ni 2 Haziran 2000'den başlayarak kademeli olarak kaldırmaya başladı. Yine IMF'nin istemi doğrultusunda bankaların yeniden yapılandırılmasında uluslararası danışmanlık şirketi McKinsey ile anlaşma yapıldı.
Yolsuzluklarda siyasilerin payı var mı?
Kamu bankalarının özelleştirilmesine mafya da karıştı. Siyasetçi - işadamı - mafya ilişkileri Türkiye'nin gündemine girdi.
Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar yolsuzlukların kaynağına inerek siyasilerden hesap sorulması gerektiğini savunuyor. Sağlar'a göre; "Eğer biz Murat Demirel'den değil, Süleyman Demirel'den ne yaptığını sorarsak... o zaman Türkiye hukuk devleti olma doğrultusunda önemli bir noktaya gider."
Eski bakanlardan Yalım Erez, basına verdiği demeçte kamu bankalarının özelleştirilme aşamasında siyasileri eleştirerek; "O dönemdeki Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) üyelerinin Yüce Divan'da yargılanması gerekir. Devlet, devletse o dönemdeki ÖYK'nin tamamını Yüce Divan'da yargılar. Bile bile, göz göre göre devletin, halkın parasının sokağa atılmasına sebep olanlardan çatır, çatır parasını geri alır" diyecekti... Erez, TMSF'ce el konulan Etibank'ın özelleştirilmesiyle ilgili iki ihalede de Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak ÖYK'de de üyelik yapmıştı.
Yeni kurumlar oluşturuldu
31 Ağustos 2000'de de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) fiilen çalışmaya başlayarak Merkez Bankası'ndan TMSF'nin yönetimini üstlendi. Maliye eski bakanlarından Zekeriya Temizel'in başkanlığını üstlendiği BDDK, Fon'daki bankaların yeniden yapılandırılması, satışı ve banka sahiplerinde aranılacak kuralları yönetmeliklerle saptadı. 140 milyar dolar aktifli 81 bankayı denetleyecek BDDK'nin faaliyete geçmesiyle, bankacılık sisteminde yeni bir dönemin başladığını vurgulayan Temizel, bankaların içini boşaltanlara seslenerek ''Yapanın yanına kesinlikle kâr kalmayacak'' dedi.
BDDK'nin ilk işi 27 Eylül 2000'de el konulan Kıbrıs Kredi Bankası oldu. Ortakları arasında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş'ın kayınpederinin de yer aldığı banka, 1997’den beri Hazine’nin yakın takibindeydi.
İstikrar Programı için önemli
Bakanlar Kurulu, 27 Ekim 2000'de de Etibank ve Bank Kapital'e el koyarak BDDK yönetimindeki TMSF'ye devretti. BDDK, mevcut bankaların kendi ayakları üzerinde durup duramayacaklarını izlemek ve duramayanlara destek verme görevini üstlendi. Uzmanlara göre bankacılık sektöründe yaşananların sancısız olmayacağı kesindi. Sorunlu bankaların sistemde kalmaları, istikrar programında ciddi bir delik açabilirdi.
Bankaların içi boşaltılmış
El konulan bankaların çoğunun içi boşaltılmış olduğu görüldü. Banka sahiplerinin bankayı boşaltma yöntemleri arasında birbirleriyle karşılıklı geri dönmeyen kredi alışverişi, paravan şirketlere kredi sağlama, off - shore işlemleri, yüksek faturalar ve borsa işlemleri yer aldığı görüldü. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi TMSF'deki 10 bankanın toplam zararı 7 milyar 900 milyon dolardı. Bu miktar Bakü - Ceyhan Projesi için gerekli olan kaynağın üç katı, memurların da 6 aylık maaşına denkti.
İÇİ BOŞALTILAN BANKALAR TABLOSU
| Adı |
Sahibi |
Zararı (Milyon $) |
| Bank Ekspres |
Korkmaz Yiğit |
350 |
| Türkbank |
Emekli Sandığı Vakfı |
700 |
| İnterbank |
Cavit Çağlar |
1.000 |
| Egebank |
Yahya Murat Demirel |
1.300 |
| Esbank |
Yavuz Zeytinoğlu |
1.500 |
| Yurtbank |
Ali Avni Balkaner |
650 |
| Yaşarbank |
Selçuk Yaşar |
1.000 |
| Sümerbank |
Hayyam Garipoğlu |
450 |
| Etibank |
Dinç Bilgin |
600 |
| Bank Kapital |
Mahmut Ceylan |
350 |
| TOPLAM |
BDDK/TMSF |
7.900 |