|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
Ecevit'in Başbakanlığı'ndaki 57'nci hükümetin nükleer enerjiden yararlanma kararından sonra, Akkuyu Nükleer Santralı için düğmeye basıldı ancak tartışmalar yüzünden bir gelişme sağlanamadı.
Türkiye Elektrik Üretim- İletim A.Ş.(TEAŞ), Akkuyu Nükleer Santralı projesinin yapımı için açılan ihaleye katılan konsorsiyumların tekliflerinin geçerlilik süresi 7 Nisan 2000 akşamı sona ermesine karşın hükümet ihalenin sonuçlarını açıklamayı 6'ncı kez erteledi. Sonuncu ertelemenin gerekçesi de "Hazine'nin sürdürülen istikrar programı çerçevesinde Akkuyu'nun finansmanı için kaynak ayıramamasına" bağlandı.
Hazine yaptığı açıklamada Akkuyu'ya 2003'e kadar finansman garantisi veremeyeceği bildirildi. Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal de 13 Nisan'da basına verdiği demeçte şunları söyledi: "Öngördüğümüz programda nükleer santral kurulmasındaki finansman modelinde Hazine'nin garantör olarak yer almaması görüşündeyiz. Nükleer santralın Hazine garantisi dışındaki finansman modelleriyle yapılmasına hiçbir engel yoktur ve bu yönde çalışmalar gelişecektir."
İhaleye katılan Kanadalı Konsorsiyum AECL Başkan Yardımcısı Ala Alizadeh de basına (Dünya, 12.4.2000 s.8) konuşarak ilk günden bu yana TEAŞ'ın, ihaleyi rakip konsorsiyum NPI'a kazandırmak için çalıştığını öne sürdü. Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de basına verdiği demeçte Alizadeh'in kaygılarını şöyle yanıtladı; "Nükleer santral ihalesi konusunda kurulan komisyon herhangi bir firmanın kollanması amacıyla değil, ülke ve TEAŞ'ın çıkarlarını kollamak amacıyla hareket ediyor..."
TEAŞ Akkuyu Nükleer Santral ihalesine katılan üç konsorsiyum, TEAŞ'ın isteğiyle ihale tekliflerinin geçerlilik sürelerini 24 Temmuz'a kadar uzattılar.
İhaleye katılanlar
Akkuyu Nükleer Santral projesi ihalesinde yarışan 3 konsorsiyum ile bunların içinde yer alan firmalar şöyle:
Westinghouse- Mitsubishi Konsorsiyumu: Westinghouse (ABD), Raytheone ve Duke (ABD), Mitsubishi Heavy Int. (Japonya), Enka İnşaat (Türkiye), MNG (Türkiye).
AECL Konsorsiyumu: AECL (Kanada), Hitachi (Japonya), Itochu (Japonya), Gama Endüstri (Türkiye), Güriş İnşaat (Türkiye), Bayındır İnşaat (Türkiye), Ansoldo (İtalya) Daiwoo (Güney Kore).
NPI Konsorsiyumu: Siemens (Almanya), Hochtief (Almanya), Framatom (Fransa), Gec-Alsthom (Fransa), Campenon Bernard (Fransa), Garanti-Koza İnşaat (Türkiye), Tekfen İnşaat (Türkiye).
Tartışmalar... Tartışmalar...
Hükümetin nükleer enerjiden yararlanma kararına karşı çıkan bazı çevreler, yapılacak nükleer santraldaki en ufak sızıntının korkunç felaketlere dönüşebileceğini savunuyorlar. Nükleer karşıtı gruplara göre; Türkiye nükleer enerji için atağa geçerken, AB ülkeleri artık enerji üretimindeki nükleer santrallarını sökmeye çalışıyor.
57'nci hükümetin nükleer enerjiden yararlanma kararı kamuoyundaki tartışmaları da alevlendirdi. Hükümet üyeleri nükleer enerji karşıtlarını sert bir dille eleştirdi. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, nükleer enerjiyi "ucuz" olarak nitelendirerek karşı çıkanları "geri zekalı" diye niteledi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) de yer aldığı bir grup demokratik kuruluşlar "Nükleer Santrallara Karşı Güçbirliği Platformu" çatısında toplanarak anti-nükleer kampanyası başlattı. Platform'a katılan Akkuyu ve Bergama köylüleri de önümüzdeki günlerde nükleer santral ihalesine karşı meşru direnme haklarını kullanarak eylemler düzenleyeceklerini açıkladı.
"Evet"çiler
"Nükleer enerji ihtiyaçtır"
Prof. Dr. Cengiz Yalçın (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu-TAEK Başkanı): Türkiye enerji kullanımında dünya ülkeleri ortalamasının altındadır. Bunun mutlaka aşılması gerekir. Nükleer enerji bir ihtiyaçtır. Dünyada 434 adet nükleer reaktör faaliyetini sürdürüyor, 36 tanesi de yapım aşamasındadır. TAEK, Türkiye`de herhangi bir olası radyasyon kazasına karşı yeterli uzman yetiştirmektedir. Ne yazık ki kurumun bütçesi'nin, Fenerbahçe futbolcusu Alpay'ın transfer ücreti ile aynı olmasını da eleştiriyorum.
"Bir değil 10 santrala ihtiyaç var."
Prof. Dr. İbrahim Atalay (Dokuz Eylül Üniversitesi-DEÜ Buca Eğitim Fakültesi Öğretim üyesi): Gelişen ülke ekonomisi ve hızla artan nüfus karşısında Türkiye için de nükleer enerji santralı yatırımı kaçınılmazdır. Türkiye de er veya geç nükleer enerji yatırımı yapmak zorundadır. Nükleer santral kurulmasında yer ve teknoloji seçimi önemlidir. Türkiye`nin yılda 120 milyar kwh-saat elektrik tüketimi vardır.
Bunun yüzde 65`i termik santrallardan, yüzde 35`i ise hidroelektrik santrallarından temin ediliyor. Artan ihtiyaç karşısında Türkiye`nin bir değil, 10 nükleer santrala ihtiyacı var. Çünkü tüm akarsuların üzerine baraj kursak, güneş ve rüzgardan da enerji temin etsek, yine de artan ve artacak ihtiyaçlarımızı karşılayamayız. Bugün olmazsa yarın nükleer enerjinin kapısını çalacağız.
"Nükleer enerjiden korkmamalı"
Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IAEA), Güvenlik Bölümü Başkanı Aybars Gürpınar, nükleer santralları sanıldığının tersine "çevre dostu" olarak tanımlayarak kendi disiplini içinde işletildikleri sürece yeni Çernobil'ler olmayacağını savundu.
Gürpınar'a göre Türkiye'de siyasiler nükleer santralları savunmasına karşın finansman kaynağındaki zorluklar nedeniyle 30 yıldır nükleer enerjiden yararlanılamıyor.
Gürpınar, sorularımızı şöyle yanıtladı:
-Nükleer enerjinin çevreyi kirlettiği savları konusunda neler söyleyeceksiniz?
-Nükleer santrallar normal işlediklerinde çevreye zarar vermezler. Sanıldığının tersine çevre dostudur. Ne yazık ki bu konu pek anlaşılamıyor. Oysa kömür, petrol ve doğalgaz ile çalışan bir santral çevreye daha çok zarar verir.
-Ya atıkların taşınması ve korunması?
-O da teknik ve bilimsel yöntemlerle çevreye zararsız bir şekilde çözümleniyor.
-Dünya Çernobil korkusunu yaşadı. Yeni Çernobil'ler olabilir mi?
-Çernobil riski, nükleer santrallarda olabilir. Ancak dünyada oluşan nükleer güvenlik kamuoyu, bu tür projeleri iyileştirmeye zorladı. Çernobil tipi eski santrallar Rusya, Ukrayna ve Litvanya dışında hiçbir yere kurulmadı. Ne yazık ki Rusya'da olanları bilmiyoruz. Çünkü biz ancak davet üzerine denetim yapıyoruz. Türkiye'de Akkuyu ve Çekmece'de yer seçimi için bir hizmet vereceğiz. Nükleer teknolojinin yanı sıra kendine göre bir de disiplini var. Bu disiplini Türkiye'nin öğrenmesi ve uygulanması gerekiyor.
-Nükleer enerjinin dünyada terk edildiği söyleniyor?
-Bu da doğru değil. Batı Avrupa'da enerji sorunu olmadığı için yeni nükleer enerji santralları da kurulmuyor. Ancak eskiyen nükleer enerji santrallarının ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar. Ekonomik büyümesi Avrupa'dan hızlı olan Güney Kore ve özellikle Çin ve Japonya nükleer enerji programlarını hırsla sürdürüyor.
Şu anda OECD ülkelerindeki kurulu gücün dörtte birini nükleer enerji teşkil ediyor. Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 20, Türkiye'de sıfır... Türkiye'de siyasiler nükleer enerjiye taraf olmalarına karşın santralların kuruluş maliyeti pahalı olduğundan dolayı finans kaynağında zorlandılar. Nükleer enerjiden yararlanma, 30 yıldır sürüncemede bırakıldı. Ama nükleer enerji kaynağına muhtacız.
-Nükleer santralın artısı nedir?
-Türkiye'deki enerji, yarı yarıya hidrolik ve fosil kaynaklardan elde ediliyor. Baz enerji olarak kullanılmayan hidroliğin muhakkak yüzde olarak azalması gerekiyor. Fazla talebi karşılayacak bir enerji olmalı. OECD ve Rusya'da bu oran 15-20 dolayında.
-Baz enerjinin önemi nedir?
-Ucuz olmasına karşın hidrolik iklime bağlı bir enerji kaynağıdır. Türkiye'nin yüzde 50 enerjisini hidrolikten karşıladığınız zaman 5-6 yıllık olası kuraklıkta ülkeyi çok zor duruma sokarsınız. Diğer ülkelerde barajlardan gelen enerji baz enerjiden daha çok, fazla talebi karşılamaya yöneliktir. Türkiye'de ise riskli bir şekilde baz enerji olarak kullanılıyor.
-Türkiye'nin deli nehirleri var. Kuraklık kaygısı niye?
-Avrupa'nın da öyle. Kanada'nın kaynakları bizden daha uygun ama dediğim gibi hidrolik baz enerji sayılmıyor. Fosil yakıtlarımız gaz ve kömür. Kömür rezervlerimiz sınırlı. Gazı da Rusya'dan alıyoruz. Bu açığın gazla kapatılmasının da politik riskleri var.
-Nükleer santral ile araştırma reaktörü arasındaki ilişki nedir?
-Araştırma reaktörleri çok küçüktür. Çernobil tipi reaktörler yalnızca eski SSCB'de kuruldu. Başka bir ülkeye ihraç edilmedi. Plotunium üretebilen bu santrallar nükleer silah yapımında da kullanılabiliyor.
-Rusya'nın İAEG'yi davet etmemesindeki neden reaktör kapasitesi mi?
-Şu anda değil. Ekonomik sorunları var. Santrallardaki çalışanlara bile maaş ödemekte zorlanıyorlar. Dışarıdan gelecek misafirler onlara külfet oluyor. Bir de Rusya dışarıyla ilişkiye yatkın değil.
-Komşularımız nükleer enerjiden yararlanıyor mu?
-Bulgaristan'da 6, Ermenistan'da 1 ünite işletme halinde. İran'da bir Alman firmasının yarıya kadar yaptığı santralı Ruslar tamamlamaya çalışıyor.
"Hayır"cılar
"Akkuyu fay hattında..."
Dr. Oktay Demirkan (Doğu Akdeniz Çevrecileri Sözcüsü): Marmara Bölgesi depremi de göstermiştir ki, Ecemiş Fay Hattı üzerinde bulunan Akkuyu'ya nükleer santral kurmak büyük sakıncalar içeriyor. Hükümet, Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer santral girişiminden vazgeçmelidir. Marmara Bölgesi'nde meydana gelen deprem felaketi, Tüpraş'ta oluşan yangın, ulusumuzu yasa boğmakla birlikte, bu gibi durumlara ne kadar hazırlıksız olduğumuzu da göstermiştir. Oysa bir nükleer santralın en ufak sızıntı yapması durumunda bile oluşacak felaket, çok daha vahim boyutlara ulaşır. Ülkemizde nükleer santral işletecek deneyim, radyoaktif atıkların nasıl bertaraf edileceğini hesaplayacak birikim bulunmamaktadır.
"Avrupa'daki duyarlılığı istiyoruz"
Timur Danış, Yeşilci (Akkuyu Nükleer Termik Santralını protesto amacıyla santral yakınındaki bir evde yaşıyor): Nükleer santraldan yana olanları Akkuyu'da nar yemeye davet ediyorum. Enerji alternatiflidir. Nükleer enerjiyi savunanlar atık sorununu nasıl çözümleyeceklerini kendileri bile açıklayamıyorlar. Sanayileşmiş ülkeler atıklarını az gelişmemiş ülkelere ihraç ediyor. Ayrıca, halkın baskılarıyla bu pahalı santrallardan vazgeçen ABD ve AB ülkeleri, teknolojik olarak ömrünün çoğunu tamamlamış nükleer santralları bizim gibi ülkelere satmaya çalışıyor. Biz nükleer çöplük olmak istemiyoruz. Belki de her şeyden önce uygarlaşmak adına bu bedele katlanmak doğru mu diye sorup, tartışmalıyız. Avrupa'da sosyal demokrat ve yeşilci belediye başkanları, bölgelerini 'nükleer yasak alan' ilan ediyorlar. Bu alanlarda nükleerle ilgili hiçbir çalışmaya izin verilmiyor, atıklar taşınırken bile belediye sınırlarına sokulmuyor. Aynı duyarlılığın Türkiye'de de gösterilmesini istiyoruz.
"İkitelliyi unutmayalım"
Yavuz Önen, (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği-TMMOB Başkanı): İstanbul İkitelli'deki radyoaktif kaza bize Türkiye'deki 'Nükleer Susurluk'u gösterdi. Türkiye, daha nükleer santralları kurmadan, radyasyon güvenliği konusunda sınıfta kaldı. Birkaç santimetreküplük küçük bir atığın bertarafı sırasında gösterilen profesyonellik ciddiyetten ve bilimsellikten uzaktır. 'Nükleer Susurluk' yıllardır dile getirilen eleştiri ve şüpheleri doğrulamaktadır. Bu kazadan ders çıkarılıp Akkuyu Nükleer Santralı ihalesi iptal edilmelidir.
"Nükleer yerine, enerjide verimlilik"
Melda Keskin, (Greenpeace Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu): Nükleer santrallarda, kaza riski ve uranyum madenlerinden başlayarak canlı yaşamı tehdit eden çok uzun ömürlü radyoaktif atıklar unutulmamalı. Greenpeace, tehlikeli ve radyoaktif atıkları olmayan, doğayla uyumlu enerji üretim biçimlerini öneriyor. Ne yazık ki, endüstrileşmiş ülkelerin iki katı enerji kullanarak aynı üretimi yapabilen Türkiye'nin her şeyden önce yatırımlarını enerji verimliliği teknolojisine yapması ve enerji yoğunluğunu düşürmesi gerekiyor.
"Türkiye'ye ihanet anlamındadır"
Ethem Torunoğlu (Nükleer Santrallara Karşı Güçbirliği Platformu Sözcüsü ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi ): Nükleer santral ihalesi gündemden çıkarılarak iptal edilmelidir. Türkiye'de enerji değil enerji yönetimi krizi vardır. Ülkenin elektrik üretim tesisleri yüzde 54 kapasite ile çalışıyor. Enerji kayıpları yüzde 25'e ulaştı. Hidrolik ve termik kaynakların henüz yüzde 30'u kullanılıyor.
Türkiye yılda yaklaşık 3 milyar dolar enerji tasarruf potansiyelini harekete geçirebilir. Ne yazık ki bunları yapmak yerine yakıtı, teknolojisi, finansmanı, atıkları, güvenlik sorunları, denetim ve işletme sorunları ile dışa bağımlı ve riskli nükleer santral teknolojisi seçenek olarak sunuluyor. Nükleerden yana olmak Türkiye'ye ihanet anlamındadır.
TEAŞ'tan nükleer şirketlere: Pes etmeyin!
|
DÜNYADA NÜKLEER ENERJİ KAPASİTESİ |
|
İşletmedeki Reaktör Sayısı |
434 |
|
İşletmedeki Reaktörün Gücü |
348.855 megawatt |
|
Nükleer Enerjinin Toplama Oranı |
%17 |
|
Yapımdaki Reaktörler |
36 |
|
Yapımdaki Reaktörlerin Gücü |
27.536 megawatt |
|
İşletme Ömrü |
9-12 yıl |
|
 |
|
|
 |
|
 |
|