ULAŞIM
Sunuş
Demiryolları
Karayolları
 ENERJİ
Türkiye'nin Enerji Tüketimi
Nükleer Enerji Tüketimi
Petrol ve Doğalgaz Boru Hatları ve Projeleri
Türkiye'nin Enerji Yatırımları
 TURİZM
Dünyada
Türkiye'de
 TEKSTİL
Tekstil
 SİGORTA
Sigorta
 TÜRKİYE EKONOMİSİ
Bütçe
Borçlar
Devletçilikten Liberalizme
Dış Ticaret
Ekonomide Depremler
Enflasyon
Yabancı Sermaye
Deprem Ekonomisi
Türkiye'de Satın Alma Gücü
 ÜLKELER
Ekonomide Veriler
 ŞİRKET DOSYASI
Şirket Birleşmeleri
En Büyük Şirketler
Türkiye Ekonomisinde Depremler

  • 1929 Bunalımı
    1929 Dünya Ekonomik Bunalımı dünya ticaret hacmini daralttı. Ekonomisini içe dönük yeniden yapılandırmaya çalışan Türkiye'nin cılız ekonomisi de 1939 bunalımdan etkilendi. Türkiye'deki ihraç ürün fiyatları düştü. Dış ticaret açığının yüzde 100 artması liranın değerini yüzde 5 düşürdü. 1 sterlin 998 kuruştan 1.042 kuruşa yükseldi. Osmanlı borçlarını 1928'den başlayarak ödenmeye başlanması genç Cumhuriyeti zora sokmuştu. Ödemeler dengesindeki bunalım nedeniyle, liberalizmin "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sloganına kaygıyla yaklaşılmaya başlandı. 1929'dan başlanarak korumacı bir dış ticaret politikasına geçildi.

    Devletçi politikaya gidilen yolda eski Maliye Nazırı Cavit Bey'in idamı, Kara Kemal Bey'in intiharı, İttihat ve Terakki döneminde oluşan sermaye birikiminin el değiştirmesine neden olmuştu. Bütün kamu teşviklerine karşın sanayileşmede ileri gidilememiş, kamu fonları bazı kişilerin ellerinde toplanmıştı.

  • 1945 Savaş Ekonomisi
    2. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın uygulamaya konulduğu 1940'ta 2. Dünya Savaşı başladı. Plan hammadde ve madenleri işleyerek ihraç etmeyi, ara ve yatırım malları üretiminde yoğunlaşmayı öngörüyordu. Ekonomi savaş koşullarına göre yönlenince plan yaşama geçirelemedi. İşgücünün askere alınması üretimi dolayısıyla milli geliri düşürdü. Her an savaşa girme politikası, kamu harcamalarını artırdı. Askeri harcamalar için Merkez Bankası'nın karşılıksız para basması enflasyonu yükseltti. 1939'da yüzde 2 olan enflasyon (TÜFE), 1940'ta yüzde 9.6, 1941'de 19.7 ve 1942'de 68 oranlarına çıktı. Karaborsa ve fırsatçıların çoğalması da fiyatları 5 katı artırdı. Savaş, 1933-39 arasında gerçekleştirilen sanayileşme atılımını olumsuz etkiledi.

    Savaş ekonomisi, büyüyen Türkiye ekonomisini de sarstı. Sanayileşme baltalanırken büyük kentlerdeki ticaret sermayesi ve büyük toprak sahipleri güçlendi. Savaş boyunca çıkarılan bazı yasalar (Milli Koruma Yasası, Varlık Vergisi ve Çiftçiyi Topraklandırma) toplumsal acılara da neden oldu.

    Milli Koruma Kanunu, ekonominin her alanında hükümete sınırsız müdahale yetkisi tanıyordu. Kanun hafta sonu da dahil çalışma zorunluluğu getirerek kadın ve çocuklarla ilgili koruyucu hükümler askıya alındı. Varlık Vergisi'ndeki amaç da kentlerde yoğunlaşan çoğu azınlık toplumu üyesi savaş zenginlerinin vergilendirilmesiydi. Bir defada alınan vergiyi ödeyemeyenler Erzurum Aşkale'de demiryolu yapımında çalıştırıldı.

  • 1952 serbestleşme krizi
    Türkiye'nin en çok ticaret yaptığı Almanya savaşı yitirince ihraç fiyatlarını düşürmek için devalüasyon yapıldı. Bazı ekonomistlere göre, devalüasyon yapılmasının bir nedeni de üyelik öncesinde IMF'ye sempatik görünmekti. Ekonomide liberal rüzgarlar esmeye başlamıştı artık... 1946 sonbaharında yüzde 116'lık devalüasyonla TL'nin değeri 131 kuruştan 280'e düşürüldü. İthalat kısıtlamaları gevşetildi.

    1950'de iktidar olan DP, dış ticarette liberasyon uyguladı. 1952'ye kadar ithalatın yüzde 100, ihracatın da yüzde 37 artmasıyla ödemeler dengesi bunalımına girildi. 1952'de daraltılmaya başlayan liberasyon 1955'te durduruldu.

    1950'lerde devlet teşvikiyle sermayede yoğunlaşma sağlanırken işçi ücretleri, genel gelir artışının altında kaldı. Memur ücretleri ise hiç artırılmadı.

  • 1968 Dış Ödemeler Bunalımı
    1950'lerdeki ödeme dengesi bunalımı sonrasında korumacı "ithal ikameci" politakaya geri dönüldü.

    1968'e gelindiğinde liberasyon zaman zaman dondurulmasına karşın yeni bir dış ödemeler bunalımı yaşandı. 1970 IMF anlaşması ile yüzde 66'lık devalüasyonu da içeren "Önlemler Paketi" yürürlüğe konuldu. 950 milyon dolarlık dış borç sağlandı. Türkiye'de en yoksul yüzde 20'nin 1963'te gelirden aldığı pay yüzde 4.5'tan 1968'de yüzde 3'e düştüğü görüldü.

  • 1979 Karaborsası
    1970'li yıllarda dünya ekonomisi petrol kriziyle sarsıldı. 1960-77 arasında yüksek büyüme hızına ulaşıldı. GSYH'deki büyüme yüzde 6.7'lerdeki GSYİH, 1977'ye gelindiğinde yüzde 1'e, 1979'da da -3'e düştü. Ekonomistlere göre; 70'lerin ikinci yarısında tasarruf artışı yatırımların gerisinde kalması, büyük bir kaynak açığını doğurdu. 70 sonrasına göz atıldığında enflasyon karşısında faizlerin devlet tarafından belirlenmesi de bireysel tasarrufları, altın ve gayrimenkule yöneltti. Bu dönemde Merkez Bankası'nın karışılıksız para basması enflasyonu körükledi.

    1978-79 Ecevit hükümeti döneminde, üretimin azalması ve kaynak yetersizliğinden ithalatın düşmesi pek çok tüketim malının piyasadan çekilmesine neden oldu. Ödemeler dengesindeki açık büyüdü. Artık döviz fiyatı, Merkez Bankası yerine serbest piyasa Tahtakale'de belirleniyordu. Bunalımın dorukta olduğu 1979 ortasında Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) gazete ilanlarıyla hükümete karşı kampanya başlattı. 1979 ara seçimlerini CHP yitirince Ecevit, hükümeti Demirel'e devretti.

  • 24 Ocak 1980 Kararları
    70'lere damgasını vuran şiddetli enflasyon ve döviz darboğazı 24 Ocak 1980 Kararları'na temel oluşturdu. 1980'de enflasyon tarihi bir rekor kırarak TÜFE yüzde 115.6, TEFE'de 98.8 oranlarına ulaştı. Koruyucu ekonomi yerine dışa yönelik sanayileşme tercih edilerek küreselleşen dünya ekonomisine entegrasyon amaçlandı.

    24 Ocak 1980 tarihinde, TL dolar karşısında yaklaşık yüzde 49 oranında devalüe edilerek dolar kuru 47 liradan 70 liraya çıkarıldı. 1 Temmuz 1981'den sonra ise günlük kur ayarlamasına geçilecekti. 24 Ocak Kararları'nın önemli bir ögesi olan sürekli devalüasyon ile (paranın değerini düşürerek) ihracatta rekabet üstünlüğü elde etmek ve ucuz emek sunumuyla da yabancı sermayeyi çekmek amaçlandı.

    Kamu kesiminin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde 100-400 arasında artırılarak, temel malların kapsamı sınırlandırıldı. Zamlar, akaryakıt ve benzinde yüzde 50'lere, tekel ürünlerinde de yüzde 100'lere ulaştı. Ücretler, istikrar programının uygulandığı ilk iki yılda geriledi. 1979 Aralık ayında 100 birim olan geçinme alım gücü 1980 Haziran ayında 79.1'e düştü. 12 Eylül Darbesiyle de programın uygulanma şansı artırıldı. Demirel hükümetinin 8 ayda 122 bin 140 işçiyi etkileyen 77 grev erteleme kararları, grev yasağına dönüştürüldü.

  • 5 Nisan 1994 Kararları
    DYP lideri Tansu Çiller'in başbakanlığı, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) lideri Murat Karayalçın'ın başbakan yardımcılığındaki dönemin hükümetinin 5 Nisan'da aldığı kararlar ekonomi tarihine geçecekti. Hükümet amacını, enflasyonu hızla düşürmek, Türk lirasına istikrar kazandırmak, ihracat artışını hızlandırmak, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sosyal dengeleri de gözeten sürdürülebilir bir temele oturtmak olarak açıkladı. 1993 yılı Nisan'ında dolar 9.567 liradan tam bir yıl sonraki kararlarla 31.641 liraya yükseldi ve 1994'ün sonunda da 37.481 liraya çıktı. Özellikle döviz karşılığı borçlanan iş dünyası ve halk ödeme güçlüğüne girmiş, intihar olayları basında yer almıştı.

    5 Nisan Kararları'yla Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) yüzde 100'e ulaşan zamlar yaptı. 1994 yılı sonuna doğru ekonomi yüzde 6.1 oranında daralırken söz verilen yapısal reformlar gerçekleşmedi.1993'de enflasyon TÜFE'de yüzde 71.1 ve TEFE'de 58.4'ten 1994'te 125.5 ve 149.6'ya çıkarak, 1980'den sonra tarihi bir rekor kırdı. IMF ile yapılan "standby" anlaşması bozuldu.

  • ÖZEL DOSYALAR
    Türkiye'nin En Zengin 100 Ailesi
    Yeni Türk Lirası
    Eko Sözlük
    EURO Özel
    Turizim
    Yıllık Enflasyon Oranları
    Motorlu Araç Vergileri
    Borsa Sözlüğü
    Yıllar İtibariyle Yatırım Araçları
    Galatadan İstinye'ye Borsa
    Yatırımcı Rehberi
    Eko Kitaplık